Ana içeriğe atla

Kayıtlar

NİSA SIK etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

MOTOR BOZUKLUKLAR VE TİK BOZUKLUKLARI- NİSA SIK

  MOTOR BOZUKLUKLAR VE TİK BOZUKLUKLARI      Tikler motor ya da vokal kasların istemsiz kasılmaları sonucu birden ortaya çıkan, hızlı, aralıklı, tekrarlayıcı, ritmik olmayan, basmakalıp istemsiz hareketlerdir. Tikler, karşı konulamaz bir yaşantıdır ve kısa sürede baskılanabilirler veya ertelenebilirler.  (Özdemir & Ünal, 2006) . Tiklerin şiddeti ve sıklığı, günlük yaşantımızda karşılaşacağımız stres etmenleri, üzüntü, heyecan gibi çevresel etmenlerden etkilenebilir. Bunun yanında yaşantımızda ki oyalayıcı faaliyetlerle de azalabilir. Uyku esnasında ise tiklerde belirgin bir şekilde azalma meydana gelir. Hatta ortadan kalktıkları gözlemlenir. Prognozuna baktığımızda ise tik bozuklukları bizlere olumlu bir tablo sunmaktadır. yirmili yaşlara doğru belirtilerin şiddetinde azalma olur buna rağmen hemen hemen 1/5’inde işlevsellikte orta derecede bozulma erişkin yaşlarda da devam edebilir.  (Kurt, 2015) .       Tikler motor ve vokal (ses) t...

YUKARI BAK- NİSA SIK

  YUKARI BAK Her zaman bizlere söylenen klasikleşmiş bir cümle vardır: “ hayallerinizin peşinde koşun.” Ne zaman hayallerimizin peşinde koşmaya çalışsak, sistemsel ihtiyaçlara, bize dayatılan önceliklere takılırız.         (örneğin:  önce okulunu bitir sonra yaparsın.) Peki, hayallerimize ne zaman sıra gelecek? Hayalleri gerçekleştirmenin sırası mı olurmuş canım? ( pes yahu! ). Eğer sizlerde hayallerini, zamanın gereklerinin gerisine itenlerdenseniz “YUKARI BAK” animasyon filmini izlemenizi şiddetle öneririm .  Carl, sessiz, utangaç bir çocuktur. Çılgın kız çocuğu Ellie ile tanışırlar. Ellie hayranı olduğu büyük kaşif Charles Muntz’un son defa gittiği ve dönemediği yer olan Cennet Şelaleleri ’inde yaşamayı hayal etmektedir. Daha sonra bu hayaline Carl da ortak olur. Tıpkı hayat arkadaşı olmaya karar verdiği gibi.  Carl ve Ellie’nin düğünde aslında bize kişilikleri hakkında ipucu veren bir sahne vardır. İkisinin d...

SPOR VE EGZERSİZ PSİKOLOJİSİ-NİSA SIK

  SPOR VE EGZERSİZ PSİKOLOJİSİ Psikoloji dediğimiz bilim derya deniz, uçsuz bucaksız bir okyanus, sonu görünmeyen kuyu ve daha niceleri. Cevapların bulundukça soruların daha da arttığı bir alan. Ne kadar çok bilirsek bilelim asla tamam olamayacağımız bir kulvar. Kapsamının bu kadar geniş olduğu Psikoloji biliminin oldukça fazla alanı vardır. Hiç şüphesiz bu alanların son zamanlarda en yıldızı parlayanı “Spor ve Egzersiz Psikolojisi”. Peki nedir bu alan, ne iş yapar ve ülkemizde ki gelişimi nasıldır hep birlikte birazcık göz atalım. Sporun modernleşmesi, profesyonelleşmesi ile sporcular multidisiplinel yaklaşımları benimsemişlerdir. Performanslarını arttırmak için farklı alanlar ile işbirliğine girmeye ve farklı spor uzmanlarından destek almaya başlamışlardır.  (Durubaş, Kelecek, & Koruç, 2019) .Bu uzmanlık alanlarından biride Spor ve egzersiz psikolojisidir. Spor ve egzersiz psikolojisi en yalın hali ile, spor yapanlarda antrenmanların verimliliğini artırma, öğrenme süreci...

KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME (PRAMİDİN ZİRVESİNDE OLMAK)-NİSA SIK

  KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME (PRAMİDİN ZİRVESİNDE OLMAK   )  İnsanların neyi neden yaptığını açıklamak üzere ortaya atılmış kuramlar vardır. Hepsinin de asıl amacı insan ve hayvanların davranışlarının altında yatan nedenleri ortaya koymaktır. “Neden insan yemek yemeye, aşık olmaya, uyumaya, cinselliğe, başarıya ihtiyaç duyar? Neden tüm bunlar için çalışır?”… Davranışları dürtü azalması ilkesi ile açıklayan psikanalitik ve davranışçı kuramlar insanın biyolojik yanına daha çok önem vermekte, davranışların esas amacının fizyolojik ihtiyaçların meydana getirdiği gerilimi giderme olduğunu kabul etmektedirler.  (Kuzgun, 1972) İnsan davranışlarını açıklamada dürtü tepki ilişkinin temel alınması yetersizdir. Daha sonra hümanistik psikologlar insan davranışlarını yöneten en temel güdünün “kendini gerçekleştirme” güdüsü olduğunu savunmuşlardır. Kendini gerçekleştirme kavramına ilk olarak Jung’un eserlerinde rastlarız. O, Freud’un bilinçaltı dürtülere ağırlık verip bireyin hay...

SOSYAL MEDYADA GÜZELLİK ALGISI-NİSA SIK

  SOSYAL MEDYADA GÜZELLİK ALGISI  Bir varmış bir yokmuş.. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde  Develer tellal iken, pireler berber iken  Ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken.  Uzak diyarlarda, Kaf dağının ardında güzeller güzeli bir prenses varmış. Kötü kalpli, çirkin cadı onun başına dert açar ve prenses sonunda onu kurtaran yakışıklı prensle sonsuza dek mutlu yaşarmış. Ama bizim prens ve prensesin çok büyük bir derdi varmış. Onlar hep güzel görünmek zorundaymışlar. Prenses ekmeği az fazla kaçıramaz, “ yahu bu günde sarayın içinde pijamalarımla dolaşayım, bu ayda kaşlarımı, bıyıklarımı almayayım” diyemezmiş. Aynı şekilde prenste göbek salamaz, saçları dökülemezmiş. Çünkü onlar her zaman en güzel olmak zorundalarmış. Peki çocukluğumuzdan beri bizlerin bilinçaltına yerleştirilen bu güzellik algısı nereden geliyor? Yani neden hiç kimse tombul prenses hayal edemiyor? Bunun tek suçlusu tabi ki masallar değil. Çizgi filmler, kitaplar, kültürel normlar ve...

UNORTHODOX-NİSA SIK

UNORTHODOX New York’ta yaşayan, Hasidik Yahudi toplumunda büyümüş ve toplumun geleneklerini içselleştirmiş olan Esty’nin kendi özgürlüğü için verdiği mücadeleyi konu almaktadır. Dizi 4 bölümden oluşmaktadır. Adını ilk okuduğumuzda sanki Ortodoks olmayan anlamını çıkarıyoruz. Fakat unorthodox “geleneklere uymayan”  anlamına gelmektedir. Dizinin, içine girmeden önce Hasidik Yahudiler ’in kimler olduklarından ve inanışlarından bahsedelim. Hasidik Yahudiler, Kutsal kitapları Tevrat’a inanırlar. Kendilerini Yahudilik ’in gerçek temsilcileri olarak görürler. Bu sebeple İsrail devletinden haz etmezler. Dizinin bir anında da bunu bize hissettirler. Mesih’in, toplu dualar ile yeryüzüne geleceği inancındadırlar. Bu sebeple toplu yemekleri, özel günleri ve köklü geleneklerine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Tevrat da yer alan 163 emre uygun olarak yaşamaya çalışırlar. Bu sebeple de, teknolojiyi, interneti, televizyonu “şeytani araçlar” olarak nitelendirirler. Başta New York olmak üzere dünyanın birç...

CİNSEL SAPKINLIK BOZUKLUKLARININ DÜNYAMIZDAKİ YANSIMASI-NİSA SIK

CİNSEL SAPKINLIK BOZUKLUKLARININ DÜNYAMIZDAKİ YANSIMASI Dsm-5 de tanımlanmış birçok rahatsızlık vardır. Bunlardan biri de parafili (cinsel sapkınlıklar) bozukluklarıdır. Aslında hepimiz; televizyonu açtığımızda, gazete sayfasını çevirdiğimizde, sosyal medyada gezindiğimizde parafili bozukluğu bulunan kişilerin eylemleri ile karşılaşırız. Bilimsel terimlerle açıklayanlarımız farklıdır sadece. Bilim, bizlere istatistiksel veriler sunarak açıklamalarını ortaya koyar. Fakat şöyle bir gerçek vardır ki bu istatistiksel veriler sayısal rakamlardan ibaret değildir. Yaşadığımız dünyanın, toplumun birer yansımasıdır. Parafili bozuklukları üzerine birçok çalışma yapılmış, araştırmalar ortaya konmuştur. Şimdi dünyamızda bu çalışmaların nasıl yansıdığını, kitle iletişim araçlarının bizlere sunduğu haber yazıları ile bir bakalım. Yani sayısal rakamların gerçekliği ile yüzleşelim.  ( NOT: Aşağıda bulunan haberlerde ki kişilerin tanı alıp almadığı bilinmemektedir. Parafili bozukluğu olduğu konusun...

İLACIN/MADDENİN YOL AÇTIĞI TAKINTI ZORLANTI BOZUKLUĞU- NİSA SIK

İLACIN/MADDENİN YOL AÇTIĞI TAKINTI ZORLANTI BOZUKLUĞU Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), obsesyon denilen inatçı ve tekrarlayan düşünce ve dürtülen yarattığı kaygıyı azaltmak için oluşan kompulsiyonların bireylerde aşırı zaman almasıyla yarattığı stresin oluşturduğu patolojidir  (Çil, 2017) . Kişiler, kaygılarını azaltmak için yaptıkları kompulsiyonlar aslında mantık dışı olduğunu bilseler dahi kendilerini bundan alıkoyamazlar. OKB’nin etiyolojisi Frud’dan beri araştırmacıların üzerinde çalıştıkları bir konudur. Teknolojinin hızla ilerlemesi, bilgi birikimlerinin artması dahi OKB’nin etiyolojisi tam olarak bize açıklayamamaktadır. Ülkemizde %5 oranında yaygınlık göstermektedir. Güncel epidemiyolojik çalışmalar OKB’nin en sık görülen dördüncü rahatsızlık olduğunu ortaya koymaktadır. Yine etjolojisini incelediğimizde genetik faktörlerin etkisinin olduğuna dair çalışmalar alanyazında mevcuttur. Birçok çalışma seratoninin de bozuklukta etkili olduğunu göstermektedir  (Reha Bayar, 2...

ÇOCUKLARDA İDRAR VE DIŞKI ALIŞKANLIĞI PROBLEMLERİ- NİSA SIK

ÇOCUKLARDA İDRAR  VE  DIŞKI ALIŞKANLIĞI PROBLEMLERİ Çocukluk dönemleri gelişim alanlarına göre farklı evrelere ayrılmaktadır. Her bir evrede çocuğun yaşına göre sosyal, zihinsel, bilişsel ve fiziksel gelişim göstermesi beklenmektedir. Gelişimsel evrelerini sağlıklı bir biçimde tamamlayan çocuklarda 18-24 ay da dışkı-idrar boşaltım kontrolünü sağlaması beklenir. Tuvalet eğitiminin kesin bir yaşı olmamakla beraber Freud’un psikoseksüel gelişim kuramına göre çocuk 1.3 yaş arası olan anal dönemde tuvalet eğitimi kazanmaya başladığı evredir. Çocuk bu dönemde dışkı ve idrarını tutma veya boşaltma eyleminin önemini kavramaya başlar ve bundan haz duyar. 3-6 yaş arası fallik dönemde de çocuğun idrarını ve dışkısını tutması ve kuru kalmayı öğrenmesi beklenmektedir. Tuvalet eğitiminin kazanılmasında, bireysel farklılıklar, çevresel koşullar, çocuğun hastalık durumu, tuvaler eğitimini veren kişiden kaynaklanan farklılıklar rol oynamaktadır. (Özkul, 2017) Tuvalet kontrolü kazanan çocuklar ...

TÜRK TELEVİZYONLARINDA AŞK- NİSA SIK

TÜRK TELEVİZYONLARINDA AŞK Elimize kumandayı alıp televizyonu açtığımızda, sinemaya gittiğimizde hiç şüphesiz karşımıza bir aşk hikayesi çıkar. Yazılmamış fakat kesinlikle uyulması gereken bir kural varmış gibi her dizi ve filmde Aşk konusu işlenir. Bu vazgeçilmezliğin altında ki en büyük sebep aşk duygusunun çekiciliği olsa gerek. Aşkı anlatmanın, kurgu yaşamlarla insanların hayatına sokmanın göründüğü kadar masum olmadığına inanıyorum. Televizyon ve sinemanın bu kadar insan hayatına yön verdiği bir dönemde daha titiz bir çalışmanın olması gerekmektedir. Çünkü çocuklar ve ergenler başta olmak üzere bir çok kişi aşk konusunda ki referanslarını bu kurgusal karakterlerine dayandırmaktadır. Hal böyle olunca aşk duygusunun işleniş biçim ide toplumsal değişimleri etkilemektedir ve toplumsal değişimlerden etkilenmektedir. Şöyle kafamızı geriye dönderdiğimizde Yeşilçam filmlerini tebessüm ederek hatırlarız. Orada aşkın işleniş biçimi ile günümüzde ki işleniş biçiminin aynı olmaması bizi şaşır...

YUDUM YUDUM FELAKET- NİSA SIK

YUDUM YUDUM FELAKET “Değişmeyen tek şey değişimdir.” Herakleitos Değişim, yaşamanın en kaçınılmaz ilkesidir. Dün bile bugünden farklı iken bu gerçekliği göz ardı etmek mümkün değildir. Peki bu değişim iyi bir şey midir? Bu soruya verilebilecek cevaplar üzerine yıllarca tartışılabilir. Çünkü farklı değer yargıları, dünyayı algılayış biçimi, yetiştirilme tarzı gibi birçok karıştırıcı etken bu sorunun net bir cevabı olmasını engellemektedir. Fakat öyle bir değişim var ki dünya üzerinde nefes alan tüm canlılar için oldukça tehlikelidir. Doğanın değişimi… Doğa insanın beşeri ihtiyaçlarına kurban gitmiş durumdadır. İnsan, elinin değdiği yeryüzünü ve elinin değemediği gökyüzünü hırsları, bilinçsizlikleri, maddeye olan düşkünlüğü ile harcamaktadır. Hiç şüphesiz bundan nasibini en çok alan unsurlardan biri sudur. Su, dünya üzerindeki her yerde bulunur. Okyanuslarda, göllerde, denizlerde, canlıların yaşam formlarında, hatta bu yazıyı okurken mutfağınızdaki sürahide. Fakat şu anda suyun gidere...

EVRİMSEL PSİKOLOJİ VE BELLEK- NİSA SIK

EVRİMSEL PSİKOLOJİ VE BELLEK Bellek; ihtiyaç duyulan bilgi artık ortamda bulunmadığında uyarıcı, olay, düşünce ve becerilerle ilgili bilgileri kodlama, depolama ve geri getirme rol oynayan bir süreçtir. Araştırmalarda belleğin sınırlı kapasitesi, sınırlı zamanı ve sınırlı kaynakları olduğu sonucuna ulaşılmıştır ( Goldstein, çev. 2013). İnsan belleğinin deneysel olarak araştırılması Hermann Ebbinghaus tarafından başlamıştır. Ebbinghaus araştırmalarında katılımcı olarak sadece kendisini kullanmıştır. Kendisine 3 harfli anlamlı sözler oluşturmuş ve bunları ezberlemiştir. Anlamsız hece oluşturmasının amacı sözel ilişkilendirme lerin etkisini en aza indirmektir. anlamı serilerine oluşan listeyi sorunsuz bir şekilde hatırlaması için gereken tekrar miktarını kaydetmiştir. belirli bir zaman sonra listeyi tekrar öğrenmek için yaptığı tekrarların miktarının azaldığını fark etmiştir. Bu sayede belin ölçülebileceğini öne sürmüştür. Buna tasarruf yöntemi adını vermiştir (Kantowitz, Roediger, Elmes,...

PSİKOTERAPİ YÖNTEMLERİ- NİSA SIK

PSİKOTERAPİ YÖNTEMLERİ VAROLUŞÇU TERAPİ “Dünyada varoluşçu psikiyatrist sayısı kadar varoluşçu psikiyatri yaklaşımı vardır.” Viktor Frankl Irvin Yalom’a göre “ kişinin, varoluşundan kaynaklanan konulara odaklanan, dinamik bir terapi yaklaşımıdır. Köklü felsefe yaklaşımlarına dayanmaktadır. Psikiyatride varoluşçuluk, İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda, Batı Avrupa’da belirmeye başlayan ve giderek Amerika kıtasında da yaygınlaşan bir yaklaşım haline gelmiştir. Psikiyatrideki konumu açısından değerlendirildiğinde varoluşçuluk, bağımsız bir tedavi “ekolü” olarak anılmamaktadır. İnsanı anlama çabasında, geleneksel psikolojik tedavilerin alışılagelmiş geleneksel yöntemlerinden temelden farklı bir tutumu yansıtmaktadır. Bu açıdan, varoluşçu psikoterapi bir yöntem değil, tutum olarak nitelendirilmektedir. Modern kültürün oluşturduğu krizleri çözme niteliğinde olan bir yaklaşımdır. Varoluşçu yaklaşım temelde insanları iki gruba ayırır iyi ve kötü. Carl Rogers insan doğas...

SIFIR NOKTASINDAKİ KADIN- NİSA SIK

SIFIR NOKTASINDAKİ KADIN Sıfır noktasındaki kadın, mısırlı psikiyatr Neval El Seddavi tarafından kaleme alınmıştır. Yazarımız Mısırlı kadınlarda nevroz konusunu çalışmak için girdiği Kanatır cezaevinde tanıştığı Firdevs’in hayatını okuyucularına sunmuştur. Yazar Firdevs’i tanımlarken “gerçek bir kadının“ betimlemesini kullanmıştır. Kitap üç ayrı bölümden oluşturulmuştur. Kitabın ilk bölümü yazarın Kanatır cezaevinde idam mahkumu bir kadının varlığından haberi olması ve onunla görüşmek için girdiği çabaları anlatması ile başlıyor. Öyle ki Firdevs talep ettiği takdirde idam cezasının affedileceğini bilmesine rağmen, bunu kabul etmeyen ve dünyaya “benden bu kadar!“ dercesine tavır sergileyen karakteri ile okuyucun karşısına çıkartılıyor. Uzun ısrarlar sonucu Firdevs psikiyatrist ile görüşmeyi kabul ediyor. Kitabın ikinci bölümü Firdevs’in çocukluğundaki anıları ile başlıyor. Yaşadığı toplum, düşmanca cinsiyetçiliğin bire bir yansımalarını içeren bir toplum. Şiddet düşkünü...