Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kürşat Keşan etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

BİYOLOJİK CİNSİYET TÜRÜNDE ÜRETİLEN TOPLUMSAL CİNSİYET NORMLARININ BİR TAHAKKÜM MEKANİZMASINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ- KÜRŞAT KEŞAN

BİYOLOJİK CİNSİYET TÜRÜNDE ÜRETİLEN TOPLUMSAL CİNSİYET NORMLARININ BİR TAHAKKÜM MEKANİZMASINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ Biyolojik cinsiyet ve toplumsal cinsiyet… Belki de yaşamımızı, hayata merhaba dediğimiz ilk andan itibaren etkileyen iki kavram. Sanki ilk başta bir kapıdan içeri giriyoruz ve daha sonra bizlere burada ilerlemenin normları olduğu ima ediliyor eğer bu normlara uyum sağlamazsak toplumsal bir ikaz alabilme ihtimali ile karşı karşıyayız. Bu ikaz ileri düzeyde kişinin haklarını ihlal edecek noktalara da gelebiliyor. Aslında bizi çevreleyen dış bir çeper olduğu ve bizlerin de bu çeperin içinde güvende olacağımız söyleniyor. Öte yandan bu güvenliğe şart olarak, kurallar koşuluyor. Sonuç bu kısa hikaye bağlamında bir çok şeyin iki taraf ( toplum -birey) için de beklentiyi çok da karşılamadığı. Ancak iki taraf içinde de bu beklentinin karşılanmamasının nedenleri farklı olabiliyor. Bazen karşılıklı birbirini suçlayanlar bazen ise kendi içinde bulunduğu sistemi sorgulayanlar oluy...

BİLİŞSEL FARKINDALIĞIN PSİKOPATOLOJİ VE TRAVMAYI ELE ALIŞ BİÇİMİ- KÜRŞAT KEŞAN

BİLİŞSEL FARKINDALIĞIN PSİKOPATOLOJİ VE TRAVMAYI ELE ALIŞ BİÇİMİ Bilinçli farkındalık (mindfulness), bireyin kendi bedenine yönelik hem fiziksel hem zihinsel farkındalığının olmasıdır. Bu farkındalık dikkat ile kol kola ilerlemektedir. Bunun sonucu olarak birey kendini, çevresini bir bütün olarak kabul etmiş olur (akt: Haspolat, 2019). Başka bir ifade ediliş biçimi ile anı yaşamak olarak da anılmaktadır. Doç. Dr. Zümra Atalay, anı yaşamak hakkında ‘Mindfulness Nedir ?’ başlıklı konuşmasında; o anı yaşarken tüm gerçeklikleri ile kabul etmenin, yargılayıcı olmamanın bilinçli farkındalığın en temel taşlarından biri olduğunu aktarıyor. Bu farkındalığın bireylere, özellikle olumsuz duygusal uyaranlarla baş etme konusunda beceriler kazandırdığı gözlemlenmiş ve olumsuz duygu durum, stres, depresyon, anksiyete gibi kişilerin yıpranmış hissedebildiği durumlara karşı psiko eğitimler geliştirilmiştir (akt: Haspolat, 2019). Ancak Baer (2007)‘e göre bilinçli farkındalık bireylerin beklenmedi...

OEDİPUS VE HÜSRAN KAVRAMI ÜZERİNDEN SHAKESPEARE'İN HAMLET'İ- KÜRŞAT KEŞAN

OEDİPUS VE HÜSRAN KAVRAMI ÜZERİNDEN SHAKESPEARE'İN HAMLET'İ Tragedyalar arzularını elde edemeyenlerin hikayeleridir (Phillips 2018). Neredeyse tüm tragedyaların girişinde karakterlerin ağzından olaya hakim, iddialı sözler duyarız daha sonra ise kimileri sözlerinin doğruluğunu kanıtlar kimileri hüsrana uğrar. Hüsrana çoktan uğramış bir noktadan başlayan bir karakter ya da iddialı sözlerinin sonunda trajik bir yıkım yaşayan karakterler vardır tragedyalarda. Tragedya kelimesinin kökenine baktığımızda ise Yunanca, ‘Tragoidia’ dan geldiğini görürüz. Tragos (keçi) ve Oidie (türkü) sözcüklerinin birleşiminden oluşur bu kelime.Tragedyalarda kahramanların arzuladıkları şeyler tahrip edici etkilere sahip olduğundan bu durum ya kendileri ya da düşmanları için yıkıcı olur (Phillips 2018). W.Shakespeare’in Hamlet isimli tragedyasında bu yıkımın kahraman ve düşmanlara her ikisine de etkileri gözlemlenir. Eser Kral Hamlet’in, kardeşi Claudius tarafından öldürülmesi ve Claudius’un ka...

DEMANS YAPISI VE TÜRLERİ- KÜRŞAT KEŞAN

DEMANS YAPISI VE TÜRLERİ Demans başka bir anılış biçimiyle bunama, zihinsel becerilerin bir hastalık nedeniyle olumsuz etkilenmesi sonucu oluşan bir rahatsızlıktır. Bu becerileri etkileyen ve demansa yol açan 200 farklı hastalık bulunmaktadır. Hastalar genellikle hatırlama, iletişim kurma ve anlamada sorun yaşarlar. Demans semptomları birçok kaynakta aşağıdaki gibi ele alınmaktadır : • Girişim ve eylem gücü • Kelimeleri bulma ve cisimleri adlandırma kabiliyeti • Yol bulma kabiliyeti (yön kestirme yeteneği) • Hesap yapma kabiliyeti • Kavrama ve sorun çözme • Kişilerin adını hatırlama kabiliyetinde problem yaşama/muzdarip olma. Bu semptomlar sıklıkla zihinsel becerilerin zayıflaması sonucu oluşanlardır. Ancak demans hastalarında nörolojik hafıza sorunları, sosyal beceri ve kişiler arası ilişkilerde beceri yitimi kaynaklı problemler de görülebilmektedir. Demansın bu kadar çeşitli etkenlerden oluşması sonucu demansa yol açan hastalıklar üç ana gruba ayrılmıştır; nörodejeneratif h...

VAROLUŞÇU TERAPİ- KÜRŞAT KEŞAN

Varoluşçu Terapi Varoluşçuluk, yaşamın üzerine düşünmek, anlamını incelemek çoğu zaman da tüm bunlarla beraber işleyen insanın kendi varoluşunu sorgulama, keşfetme sürecidir. Varoluşçuluğu daha iyi anlamak için varoluş felsefesinin ne olduğunu iyi kavramak ve buradan hareketle de ‘Varoluşçu Terapi’ yaklaşımına değinmek yararlı olacaktır. Varoluşçu felsefe, insanın varoluşuna yönelttiği sorular ile öz-varoluşsal ilişki arasında bağ kurmakta ve kendinden önceki felsefi akımların ele aldığı konulara da değinmektedir. Ancak bu konuları ele alış biçiminde farklıklar vardır. Bu farklılıkları varoluşsal terapiyi incelediğimizde daha net göreceğiz. Öz-varoluşsal ilişkide ise sorumluluklar, ölüm, yalnızlık ve varoluşsal boşluk temaları ele alınmaktadır (Çelik, 2017). Varoluşçu felsefede ‘İnsanın Temel İlgi Konusu’ olması düşüncesi yoğundur. Çünkü bu düşünceye göre insanı tanımak dünyayı ve fikir yasalarını tanımaktan daha zordur. (Mounier, 2007: 49) Çünkü insanın önceden tanımlanamaz...

VAJİNİSMUS- KÜRŞAT KEŞAN

VAJİNİSMUS Vajinismus, vagina (kılıf) ve ismus (eylem) kelimelerinin bir araya gelmesinden oluşan bir kavramdır ve cinsel ağrı bozuklukları içinde sınıflandırılır. Ağrı veya korku sebebiyle cinsel birleşmenin gerçekleşememesi ya da oldukça ağrılı bir şekilde gerçekleşmesi olarak tanımlanabilir. Fakat bu durum sadece penisin vajinaya penetrasyonu ile sınırlı değildir. Sıklıkla parmak , tampon ya da jinekolojik muayene sırasında da karşılaşılabilir ( Er, Özdel, Özpolat, 2010). Ayrıca bir nesnenin ya da penisin vajinaya girişinin hayal edilmesi (imajinasyon) durumunda da görülebilir ( Er, Özdel, Özpolat, 2010). DSM IV-TR’de “Cinsel Ağrı Bozuklukları” alt kategorisinde yer verilen vajinismus, DSM V’de Cinsel İşlev Bozuklukları’nın alt kategorisinde bulunan “Cinsel Organlarda-Pelviste Ağrı/İçe Girme Bozukluğu”olarak yer almaktadır. Temel tanı ölçütleri aşağıdaki gibidir (DSM V, 2013): A. Aşağıdakilerden birinde ( ya da çoğunda), sürekli ya da yineleyici güçlük çekme: ...

KİŞİLİK PSİKOLOJİSİ- Kürşat KEŞAN

Kişilik Psikolojisi Kişilik, tutarlı davranış örüntüleri ve kişilik içi süreçler olarak tanımlanabilir. (Burger, 2006: 22) Tutarlı davranış, kişinin yaşadığı olaylar karşısında gösterdiği benzer ve belirli davranışlardır. Kişilik içi süreçler ise davranışın oluşumuna giden yolda çalışan, içsel mekanizmalardır. Duygular ve güdüler, buna örnek olarak gösterilebilir. Ancak, kişiliğin belirli bir tanımı yoktur, bu yüzden kişiliğin tanımını yaparken en önemli noktalardan birisi de; kişilik özelliğinin ayırt edici olmasıdır. Yani kişiyi diğer kişilerden ayıran, kendine özgü bir özelliğinin bulunmasıdır. Kişilik psikolojisi ise bireyin duygu, davranış ve düşünceleri ile ilgilenir. Bu noktada kişilik kavramına dair çeşitli yaklaşımlar oluşturulmuştur; psikanalitik yaklaşım, ayırıcı özellikler yaklaşımı, biyolojik yaklaşım, hümanistik yaklaşım, davranışsal/sosyal öğrenme yaklaşımı ve bilişsel yaklaşım... Bu alanda çalışan psikologlar, kendilerini bu yaklaşımlardan hangisine daha yakın ...

İLİŞKİLER VE İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİ - Kürşat KEŞAN

İLİŞKİLER VE İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİ Birey tek başına var oluşu ile toplumun bir parçasıdır ve toplum içerisinde de hem etkileyen hem de etkilenendir. Bu etkileşimin temel zeminlerinden biri de şüphesiz sosyal etkileşimdir. Sonuç olarak insan biyolojik, psikolojik olarak da iletişime ihtiyaç duyan bir varlık olarak kendine yer bulur.  (Erok, 2013) İletişim kurmada ise diğer bireylerle oluşturduğu bağ önemlidir. Oluşturulan bu bağlar kişinin genel ilişki örüntüsü hakkında bilgi verir. Tabi ilişki kurma ihtiyacından önce ise temel ihtiyaçlarını karşılamış ve kendini ilişki kurmaya hazır hissediyor olması gerekir. Bunu Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi ile açıklayacak olursak; kişi kendini gerçekleştirme yolunda ilerlerken ilk basamak olarak fizyolojik ihtiyaçlarını karşılayabilmelidir. Daha sonra güvenlik ihtiyaçları ve ardından ait olma ve sevgi gelir. Yani ilişki kurmadan önce ihtiyaçlarını giderebilmiş , güvende bir birey olarak hazır olunmalıdır. Bir sonraki basama...

Kendi Duygularımızı Anlamlandırmak Ve Depresyon- Kürşat KEŞAN

Kendi Duygularımızı Anlamlandırmak Ve Depresyon Duygular, tüm hayatımız boyunca maruz kaldığımız uyaranların fizyolojimiz , biyolojimiz üzerinden bizi derinden etkilemesi üzerine hissettiğimiz ve aynı zamanda insanı diğer canlılardan ayıran en temel yetkinliklerinden biridir. Çünkü insan uyarılma sonucu hissettiği duyguyu dile getirerek bir başka bireyin duygularının uyaranı da olabilme yetkinliğine sahiptir. Ancak duygularını kontrol edebilmekte başarılı olduğunu söylemek güç. Duyguların gündelik yaşama olan etkilerini düşündüğümüzde sık duygu durum değişikliği yaşama , travmatik deneyime ait yaşamın herhangi bir noktasında ipucu algılamanın duygulara etkisi ve daha bir çok durum insanın , duygu durumunu etkilemektedir. Depresif bozukluk ise hayat kalitesini önemli ölçüde etkileyen ve yaygın görülen bir sağlık sorunudur. Depresyonu etkileyen nedenlere bakmadan önce toplumda depresyona yönelik algıya bakmak bizi nedenlerine götürebiliyor. Toplum içerisinde depresyonun özellikle so...

MEDYADA CİNSİYET KİMLİĞİ- Kürşat KEŞAN

MEDYADA CİNSİYET KİMLİĞİ Cinsiyet kimliği en temel haliyle kadın, erkek ya da queer ( akışkan kimlik ) birey olarak açıklanabilir, ancak; konu cinsiyet kimliği olunca toplumsal cinsiyet şemaları hemen yanında beliriyor. Özellikle günümüzde queer kavramının gelişmesi ve toplumsal cinsiyet ifadesinde androjenliğin  (bireyin toplumsal cinsiyet ifadesinin hem feminen hem maskülen olması)  yapılan çoğu çalışmada bireylerin sağlığına olumlu etkisinin bulunması cinsiyet kimliğinin hemen yanında beliren toplumsal cinsiyet normlarının daha geçirgen bir h â l almasını kolaylaştırıyor. En basit haliyle günümüz cinsiyet çalışmaları insan hayatında bazı dönemler bireylerin istismarına kadar etkilerini gözlemleyebildiğimiz toplumsal cinsiyet normlarını değiştirmek adına başarılı oluyor. Bunu özellikle cinsiyet çalışmalarına 1990’larda kadın – erkek eşitliği ile başlayıp 2000’lerde cinsel yönelim, kimlik olarak bu çalışmaları genişleten Avrupa’da görüyoruz ki şu anda dünyada cinsiye...

ETİKETİN ARDINDAKİ PSİKOLOJİ- Kürşat KEŞAN

ETİKETİN ARDINDAKİ PSİKOLOJİ ‘’Psikoloji uzun bir geçmişe , fakat kısa bir tarihe sahiptir.’’  Ebbinghaus’un bu sözü bize psikoloji bilimine bakarken felsefeye kadar uzanan temele , sosyoloji ve birçok insan ve toplum bilimini içine alan geniş yelpazeye bakmamız gerektiğini hatırlatıyor.  Psikoloji bölümüne yönelik toplumun algısına bakacak olursak insanların yüksek bir mevkiye koyduğu bir meslek olduğunu ancak bu düşünceyi sorguladığımızda ise tüm bu düşüncelerin kendi içinde çelişkiler barındırdığını görüyoruz.  Örneğin, dört yıllık lisans eğitimini bitiren herkese klinik açma yetkisi veriliyormuş ve psikologlar gün boyu oturup insanların dertlerini dinliyormuş gibi bir algı var.  Dört yıllık lisans eğitimi ve alınan seçmeli dersler psikoloji hakkında olmazsa olmaz ve temel bilgiler barındırır. Örneğin, her psikoloji öğrencisi görüşme teknikleri dersi alır ve bu ders kapsamında danışan ile sağlıklı bir görüşmenin nasıl olması gerektiği üze...