Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Hüseyin Güzey etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

PSITHOTH 47. SAYISI "BİR RESSAM BİR PSİKOLOJİ" TEMASIYLA YAYINDA! - HÜSEYİN GÜZEY

  PSITHOTH 47. SAYISI "BİR RESSAM BİR PSİKOLOJİ" TEMASIYLA YAYINDA! PSITHOTH 47. sayısı "Bir Ressam Bir Psikoloji" temasıyla siz saygıdeğer okuyucularımızın konuğu oluyor! Kahvelerinizi hazırlayın, bu ayki sayımız ile birlikte günün koşuşturmasına kısa bir mola zamanı. Bu tema kapsamında ressamların yaşamında önemli yer tutan psikolojik olayların onların fırça darbelerinde nasıl bir esere dönüştüğüne tanıklık edeceksiniz. "Zihin tuvalinizde bıraktığınız düşünce izlerinin bilişsel eserlere dönüşmesi dileğiyle!" PSITHOTH Editörü - Hüseyin Güzey

BU BİR TRAVMA DEĞİLDİR: RENE MAGRİTTE - HÜSEYİN GÜZEY

  BU BİR TRAVMA DEĞİLDİR: RENE MAGRİTTE Rene Magritte; 1898 yılında Belçika’nın Lessine şehrinde dünyaya gelen Belçikalı sürrealist ressamdır. Onun eserlerinde korku, gariplik, muziplik ve gizem kendi karakterini yansıtacak biçimde sembolik olarak bulunmaktadır. Eserlerindeki bu sembolik konuları daha yakın bir çerçevede ele aldığımızda bu bizi onun çocukluk yıllarının başlangıcına ve onun yaşamında dönüm noktası niteliğini taşıyan olaya götürür. Çocukluk yıllarının başlangıcına dair pek fazla bilgi kaynağı elimizde olmasa da onun genel hatlarıyla sessiz, içine kapanık, garip, gizemli ve hayalî varlıklara ilgi duyan bir karakter yapısına sahip olduğu söylenebilir. Yaşamında dönüm noktası niteliği taşıyan olay ise 1912 yılında henüz 14 yaşındayken tanık olduğu annesinin ölümüdür. “Magritte, nehrin kıyısına vurmuş annesini başlangıçta tanıyamamıştı çünkü annesinin geceliği suyun akıntısıyla birlikte ters dönerek yüzünü kapatmış, vücudunu ise açıkta bırakmıştı. Daha sonra, bu örtü yüz...

PSITHOTH 46. SAYISI "PSİKOLOJİK FENOMENLER/ETKİLER" TEMASIYLA YAYINDA! - HÜSEYİN GÜZEY

 PSITHOTH 46. SAYISI "PSİKOLOJİK FENOMENLER/ETKİLER" TEMASIYLA YAYINDA! PSITHOTH 46. sayısı "Psikolojik Fenomenler/Etkiler" temasıyla siz değerli okuyucularımızla buluşuyor! Bu tema kapsamında belirli psikolojik fenomenlerin/etkilerin ne olduğunu ve yaşamınızı ne ölçüde etkileyebileceğini gözler önüne serdik. "Düşüncelerinizin özerk kaldığı ölçüde" Hepinize PSITHOTH'lu okumalar! PSITHOTH Editörü - Hüseyin Güzey

PSITHOTH 45. SAYISI "SAVAŞ PSİKOLOJİSİ" TEMASIYLA YAYINDA! - HÜSEYİN GÜZEY

  PSITHOTH 45. SAYISI "SAVAŞ PSİKOLOJİSİ" TEMASIYLA YAYINDA! PSITHOTH 45. Sayısı "Savaş Psikolojisi" temasıyla yayında! Savaş psikolojisinin ne olduğunu ve farklı gruptan bireyler üzerindeki etkilerini PSITHOTH'un bu teması çerçevesinde keşfedebilirsiniz! "Zeytin ağacı, dalını mı uzatmakta yapraklarını mı dökmekte?" Hepinize PSITHOTH'lu okumalar. PSITHOTH Editörü - Hüseyin Güzey

PSITHOTH 44. SAYISI "UYKU-UYANIKLIK BOZUKLUKLARI" TEMASIYLA YAYINDA! - HÜSEYİN GÜZEY

  PSITHOTH 44. SAYISI "UYKU-UYANIKLIK BOZUKLUKLARI" TEMASIYLA YAYINDA! PSITHOTH , 44. Sayısı için "Uyku-Uyanıklık Bozuklukları" temasıyla siz değerli okuyucularımız ile buluşuyor! Ekibimizin değerli kalemlerinde uyku ve uyanıklığın en uç noktalarını taşıyan izler PSITHOTH'un 44. sayısında gizli. Uyku-uyanıklık döngünüzü korumanız dileğiyle! Hepinize "PSITHOTHLU" Okumalar! PSITHOTH EDİTORÜ - HÜSEYİN GÜZEY

PSITHOTH 43. SAYISI "MİNİ PANORAMA-2022" TEMASIYLA YAYINDA! - HÜSEYİN GÜZEY

  PSITHOTH 43. SAYISI "MİNİ PANORAMA-2022" TEMASIYLA YAYINDA! PSITHOTH; uzun süreli bir sessizliğin ardından ait olduğu yere, okuyucularının baş köşesine geri dönüyor! Ekibimiz ile birlikte bu sessizliği güçlü biçimde kırdığımızı düşünüyoruz. Küçük bir gecikmeyle Ocak sayımız için "MİNİ PANORAMA-2022" temasıyla sizlerin karşınızdayız.  Ardımızda bıraktığımız bu zorlu günleri gerektiği gibi takip edebilmemiz dileğiyle. Hepinize "PSITHOTHLU" Okumalar! PSITHOTH EDİTÖRÜ-HÜSEYİN GÜZEY

CARL GUSTAV JUNG-DÖRT ARKETİP KİTABININ ANALİZİ- HÜSEYİN GÜZEY

  CARL GUSTAV JUNG-DÖRT ARKETİP KİTABININ ANALİZİ      Jung’un kendimerkezci perspektifinden… “Kendi”likte yer alan “öteki”ler… Tekil ve öznel bireyin nesnelliğe bağlanmasında yer edinen ara elemanlar… Kendiliğinden var olan, özerk güç ve çekim kaynaklarına sahip ruhsal içerikler… Muğlaklık, çocuksuluk, ilkellik, görüngülük, imgesellik ve bir şamanın esrikliğinde başvurduğu gizemli güçlere benzerlik…              Gölge, seçilmiş bilinçlilik düzeyinde bulunamayan ve bilinç dışında biriken tüm bireysel ve ortak ruhsal öğeler. Anima; erkeğin başka bir kadına ait olmayan sonsuz kadın imgesi ve erkeğin bilinçdışında şimdiye dek kadınlığın tüm deneyimlerinin ve izlerinin bir birikimi. Animus; kadının başka bir erkeğe ait olmayan sonsuz erkek imgesi ve kadının bilinçdışında şimdiye dek erkekliğin tüm deneyimlerinin ve izlerinin bir birikimi. Kendilik (Selbst), dönüşümlere maruz kalan parça ve birleşme/bütünleşme sürecinin nihai hedefi...

GONE GIRL (KAYIP KIZ) FİLMİNİN ANALİZİ-HÜSEYİN GÜZEY

  GONE GIRL (KAYIP KIZ) FİLMİNİN ANALİZİ       Gone Girl (Kayıp Kız); yönetmenliğini David Fincher’in, senaristliğini Gillian Flynn’ın ve başrollerini Ben Affleck ve Rosamund Pike’nin üstlendiği, evliliklerinin beşinci yıldönümünde sırra kadem basan bir kadının aranışını konu edinen bir psikolojik gerilim filmidir.  “Karımı düşündüğümde her zaman onun kafası gözümün önüne gelir. Onun güzel kafatasını kırdığımı, beynini ortaya çıkardığımı, yanıtlar almaya çalıştığımı hayal ederim.” Tüyler ürpertici… Titiz bir senaryo eşliğinde profesyonelce hazırlanmış bir filmin giriş cümlesi için oldukça cesur ve etkileyici ifadeler. Nick Dunne karakterinin bir iç döküşü niteliğindeki bu cümleler, -ilk başta çok anlamlı gelmemekle beraber- filmin gidişatıyla anlam kazanan nadir ifadelerden bir örnek teşkil etmekte. Senarist, izleyicilerin filme dair doğal bilgisizliğinden yararlanarak onları film süreci işledikçe anlayacakları özlü sözler ile karşılıyor. Bu sözler, bu özelliğin...

OTİZM AÇILIMI KAPSAMINDA BOZUKLUK (OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU)- HÜSEYİN GÜZEY

  OTİZM AÇILIMI KAPSAMINDA BOZUKLUK (OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU)   Otizm açılımı kapsamında bozukluk (otizm spektrum bozukluğu), toplumsal iletişim ve toplumsal etkileşimde süregiden eksiklikler ve sınırlı-yineleyici davranış örüntüleri, ilgiler ya da etkinlikler ile karakterize, kapsayıcı bir nörogelişimsel bozukluktur (DSM-5, 2013).  “Otizm” sözcüğü, ilk defa 1911’de Eugen Bleuler tarafından şizofreni bozukluğuna sahip bireylerde gözlenen kendine yönelme (öz soğurma) durumunu tanımlamak üzere kullanılmıştır (Evans, 2013). Bleuler, otizm kavramı ile; şizofreni bozukluğuna sahip bireylerde gözlenen tatmin edici olmayan gerçekliklerden çocuksu arzular yoluyla kaçınmayı ve bu gerçeklikleri varsanı ve düşlemler ile değiştirmeyi ifade etmekteydi (Evans, 2013). Terimin görece güncel anlamı ise 1943’te Leo Kanner tarafından şizofreni veya diğer psikiyatrik bozukluklardan muzdarip olmayan çocuklarda görülebilen toplumsal yalıtım ve dils...

YILBAŞI ALIŞVERİŞLERİNE BİR BAKIŞ: TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE GÜZELLİK ALGISI - HÜSEYİN GÜZEY

  YILBAŞI ALIŞVERİŞLERİNE BİR BAKIŞ: TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE GÜZELLİK ALGISI      Yılbaşının; kapımızı usul usul çalmasına, zihnimize “yeni yıl yeni umutlar!” felsefesinden kırıntılar serpiştirmesine ve bizleri bekleyen yeni sürprizlere ithafen bizlere yeni alışverişlerin kapısını aralamasına kısa bir süre kaldı. Mevcut dönemde alışveriş çılgınlıklarına kendimizi eskisi kadar şevkli ve esrik bir biçimde kaptıramasak da yeni yılın her hâlükârda güzellik algımızın etkisiyle bizi bir alışveriş edimine -tüketici davranışına- yönelttiğini belirtebiliriz.      Tüketici davranışı nedir? Bu davranış sürecini yönlendiren karar mekanizmaları nelerdir? Tüketici davranışı motivasyonları nelerdir? Bu motivasyonlar bizleri hangi durumlarda hangi düzeyde etkiler? Yılbaşı tüketici satın alma davranışı hangi motivasyonlar temelinde biçimlenen ve hangi profilde izlenim sunan bir davranış biçimidir? Güzellik algısı nedir? Güzellik alg...

CARL GUSTAV JUNG'UN YAŞAM ÖYKÜSÜ- HÜSEYİN GÜZEY

  Carl Gustav Jung’un Yaşam Öyküsü Carl Gustav Jung, İsviçre Reformist Kilisesine bağlı bir papazın ve ilahiyatçı bir babaya sahip olan bir annenin oğlu olarak 1875 yılının temmuzunda İsviçre’nin Thurgau kantonuna bağlı Kesswil bölgesinde dünyaya geldi. 8 tane papaz amcaya ve spiritüalizmle ilgilenen anne tarafından akrabalara sahip olan Jung, çocukluğunu dinî ve mistik bir ortamda geçirdi. Adını dedesinden alan Jung’un -söylentilere göre- büyük dedelerinden birisi de meşhur Alman şair Goethe’ydi. Çocukluk yıllarını “yalnız, yalıtılmış ve mutsuz” sıfatlarıyla niteleyen Jung, evdeki tek çocuk olma statüsünün de etkisiyle içe dönük, kısmen merdümgiriz, hissiyatını çevresiyle paylaşmayan bir karakter yapısına sahipti. Bu karakter yapısının olumlu etkilerinden birisi, psikiyatri uzmanlığına katkıda bulunan derin gözlem yeteneği ve uzun zaman aralığında sürdürebildiği dikkat meziyetiydi. Çocukluk günlerini; gördüğü düşlerin ve doğaüstü düşlemlerinin anlamlarını sorgulayan, yalnızlığının...