Ana içeriğe atla

PSİKOTERAPİ YÖNTEMLERİ- NİSA SIK



PSİKOTERAPİ YÖNTEMLERİ

VAROLUŞÇU TERAPİ

“Dünyada varoluşçu psikiyatrist sayısı kadar varoluşçu psikiyatri yaklaşımı vardır.” Viktor Frankl

Irvin Yalom’a göre “ kişinin, varoluşundan kaynaklanan konulara odaklanan, dinamik bir terapi yaklaşımıdır. Köklü felsefe yaklaşımlarına dayanmaktadır. Psikiyatride varoluşçuluk, İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda, Batı Avrupa’da belirmeye başlayan ve giderek Amerika kıtasında da yaygınlaşan bir yaklaşım haline gelmiştir. Psikiyatrideki konumu açısından değerlendirildiğinde varoluşçuluk, bağımsız bir tedavi “ekolü” olarak anılmamaktadır. İnsanı anlama çabasında, geleneksel psikolojik tedavilerin alışılagelmiş geleneksel yöntemlerinden temelden farklı bir tutumu yansıtmaktadır. Bu açıdan, varoluşçu psikoterapi bir yöntem değil, tutum olarak nitelendirilmektedir. Modern kültürün oluşturduğu krizleri çözme niteliğinde olan bir yaklaşımdır. Varoluşçu yaklaşım temelde insanları iki gruba ayırır iyi ve kötü.

Carl Rogers insan doğasının doğuştan iyi olduğuna ve belli koşullar sağlandığında kişinin kendini gerçekleştireceğinden bahseder. Kültürel etkenlerin kişinin özünde aslında olmayan kötüyü ortaya çıkardığını savunur. Bunun tersi olarak Roll May ise kötülüğünde iyilik kadar kişinin bir parçası olduğunu, iyilik ve kötülüğün bir denge oluşturduğunu söyler. Bu zıtlığında kişinin hayatına derinlik kattığı görüşündedir. () (Uluhan, 2017).

Varoluşçu terapinin temel ilkesi insanların özgür olduğudur. İnsanın kendi yaşamından sorumlu olduğu ve kendini gerçekleştirebileceğini savunur. İnsanın en sonunda ulaşacağı en üst amaç sevgi olup, insanın kurtuluşu sevmek ve sevilmekten geçer. Varoluşçulukta herkesin kaygı yaşadığı kabul edilir. Kaygının temelinde hayatta kalma, yaşamı sürdürme, varlığımıza anlam katma ihtiyacı vardır. Varoluşçu kaygı tüm bu hedeflere karşın kişinin ölümlü olduğunun farkında olmasından kaynaklanır. Bu durum sağlıklı bir psikolojik yapıda yaşamımızla barışık olabilmemiz için kritik nokta olacaktır. Kişi durumunu abarttığında nevrotik kaygı oluşur. Bu durum yıkıcı ve paralize edici olup, kişi tarafından bastırılma eğilimindedir ve ruhsal dengeyi bozacaktır. Dört temek kaygı ortaya koyar: ölüm, özgürlük, izolasyon, anlamsızlık. Bu durumların herhangi biri ile karşılaşmak kişide çatışmalara psikolojik yıkıntılara sebep olur. Rüya analizleri de varoluşçu terapide kendini gösterir. Bu varoluşsal çatışmları çözerken de geçmiş ve gelecekten çok “şu an “ ile çalışır. Geçmişi ve geleceği ele alırken bulundukları anda ki pencereden bakılır. (Uluhan, 2017)

Hem insanın özgürlüğüne vurgu yaparken hem de ölümün hakikati konusunda ki kaygısı yine kişinin yaşamına derinlik katar. Geniş bir danışan kitlesine hitap eder. Kişinin kendini gerçekleştirmesi konusunda ve varoluşsal kaygıları konusunda etkili bir terapi yöntemidir.

HİPNOTERAPİ

Hipnoz düşünüldüğünde olağanüstü hatta sihirli sıfatları ile nitelendirilmektedir. Oysa yüzyıllarca yapılan ve etkisini gösteren bir yöntemdir. Hastalarla kaynaşma da onları anlamada her zaman kullanılmıştır. fakat eski zamanlarda bilimin parçası olarak değil de nesilden nesle aktarılan bilgi birikimi şeklinde ilerlemişti. Fakat son zamanlarda bilimsel olarak ele alınıp, sihirli kavramlardan arındırılmıştır.

Psikolojik açıdan problemleri olan bireyleri olumlu yönlere kanalize edebilmek ve doğruyu gösterebilmek için onları tanımak gerekir. Hipnoz sayesinde, hastalara direk yoldan ulaşarak iç dünyalarındaki karışıklık, karmaşıklık, çatışmalar, uzlaşmalar ve hesaplaşmaların terapistin önüne sunulur. Hipnotik yöntem ile hastanın geçmişini ile yüzleşmesi planlanır. Hipnoterapi dinamik psikoterapi ile birleştiği takdirde, olumlu sonuçları karşımıza çıkar. Bu sebeple bir hipnoterapist tüm psikoterapi tekniklerine hakim olmalıdır. Özellikle nevrotik hastalıkların tedavisinde hipnoz oldukça eski bir tarihi barındırmaktadır. Histeri çalışmalarında da oldukça önemli bir yere sahiptir. Fakat psikanaliz gelişimi ile beraber göz ardı edilme safhasına girmiştir. Fakat 2. Dünya savaşı sonrasında kitleler halinde savaş nevrotiklerinin tedavisinde tekrar can bulmuştur. Savaşa katılmış binlerce asker savaş içinde ve savaş sonrasında; olayları tekrar tekrar yaşıyor, bir türlü anksiyete ve stresten kurtulamıyorlardı. Gece rüyalarında patlayan bombalar ile kabus görerek uyanıyorlardı. Hipnoz ile hasta transa sokularak gerilimin boşaltılması sağlanıyordu. Oldukça etkili bir tedavi şeklini sunmuş bulunmaktaydı. Tıpkı şuan da hipnoz eski altın çağını yaşamaya devam etmektedir. (Özakkaş, 1995)


MASAL VE OYUN TERAPİSİ

Hiç şüphesiz bir çocuğu anlayabilmek için oynadığı oyunlarda iyi bir gözlemci olmak gerekir. Çünkü çocuklar içsel çatışmalarını korkularını, arzularını oyun aracılığı ile dışa vururlar. Masal anlatımında bununla birleştiği taktirde oldukça güzel sonuçlar ortaya koymaktadır.

Masal terapisi: masallar ve hikayeler arıcılığı ile çocukların kendilerini ifade etmelerine yarayan özel bir terapi türüdür. Bilişsel, duygusal, sosyal becerilerini masallar ile ortaya koymak mümkündür. Masalı dinlerken, düşünürken yaratıcılık yeteneğinin gelişmesine katkıda bulunulur. Masal diyince aklımıza sadece çocuklar gelmemelidir. Yetişkinlerde de masal terapisi sıkça kullanılmaktadır. Kişinin bilinç dışına hitap ederek sorunları çözmeyi amaçlar. Bireysel ve grup olarak masal terapisi çalışılabilir.

Oyun terapisi: oyun ve oyuncak ile çocukların kendilerini ve içsel çatışmalarını ifade etmelerini sağlar. Çocuklar kzıgınlıklarını, kırgınlıklarını, korkularını oyun aracılığı ile dışa vurabilirler. Çocuk için sosyal, bilişsel becerilerinin de dışa vurumuna olanak sağlar. Çocukların davranışlarını değiştirmek ve yanlı davranmak gibi özelliklerinin de kısıtlı olmasından ötürü, oyun terapisi oldukça önemlidir. Çünkü terapi esnasında oynanan oyun ile, evde, sokakta oynanan oyun arasında ciddi farklar olmayacağı için bize şeffaflık sağlar.



TEŞEKKÜRLER,
NİSA SIK


Kaynakça

Gri Psikoloj. (2016). https://www.gridanismanlik.com/masal-terapisi-nedir/ adresinden alındı

Özakkaş, T. (1995). HİPNOZ. Kayseri: Özak Yayınevi.

Uluhan, E. (2017). Varoluşçu terapi. Antalya Psşkiyatri ve Psikoterapi Merkezi: www.antalyapsikiyatri.com/psikoterapist-emine-filiz-uluhan/varoluscu-terapi adresinden alındı

Yorumlar

POPÜLER YAZILAR

GERÇEKLE HAYALİN BİRBİRİNE GİRDİĞİ BİR FİLM: FRACTURED- DORUKHAN SAĞLAM

  GERÇEKLE HAYALİN BİRBİRİNE GİRDİĞİ BİR FİLM:  FRACTURED Beynimize ne kadar güvenebiliriz? Biz mi beynimizi yönetiriz yoksa o mu bizi yönetir? Zihnimiz gerçekleri bile saptırabilecek kadar güçlü müdür?  Fractured filmi boyunca işte tam da bu soruları soracaksınız kendinize. Zaman zaman ne olduğu konusunda karmaşaya düşebilir, ne olduğunu tam anlamlandıramayabilirsiniz. Kimi zaman ise tam her şeyin açıklandığını düşündüğünüzde bir sonraki sahne tüm fikirlerinizi altüst edebilir. Gizem, gerilim ve psikoloji konulu filmler ilginizi çekiyorsa bu film tam da size göre olacaktır. Film, evli bir çiftin yolculuğu ile başlamaktadır. Ray ve Joanne Monroe ufak kızları Peri ile birlikte seyahat ederken bir benzin istasyonunda mola verirler. Bu benzin istasyonunda mola verdikleri sırada kızları bir kaza geçirir. Peri inşaat alanının kenarında dururken bir köpek gelir, Ray köpeği korkutmak için taş atsa da köpek Peri’nin üzerine giderek onu korkutur ve korkarak geri kaçan Peri inşaat ...

GOOD WİLL HUNTİNG(CAN DOSTUM)- ÖZGE CEYLAN

  GOOD WİLL HUNTİNG(CAN DOSTUM) Good Will Hunting  Türkçe ismi ile Can Dostum    Matt Damon  ve  Ben Affleck 'i n senaryosunu yazmış olduğu,   Robin Williams ’ın başrolünü oynadığı Oscar Ödülü almış bir filmdir.  Film de yer alan oyuncu Matt Damon ve Ben Affleck Hollywood Sinema dünyasında önemli bir noktaya gelmekle beraber Film ile En iyi Senaryo ödülünü almışlardır Bu ödül ile birlikte sinema yaşamının bir çok alanında yer almışlar ve performanslarını sergilemişlerdir. Geçmişten günümüze filmler ele alındığında psikoloji, eğitim gibi insan ve toplumu ele alan birbirinden farklı birçok alanda filmlerden yararlanmaktadır. Bu nedenle  psikoloji sahasında da kullanılmaktadır  Filmler baktığımız zaman bireyin yaşamını yansıtmak ile beraber kimi zaman kişilerin gerçek yaşam öyküsünden yararlanılarak oluşturulmaktadır.   Filmler alanda fazlasıyla kullanılmaya başlamaktadır şöyle ki sinema terapisi terapi içerisinde yardımcı bir ara...

SIGMUND FREUD VE AŞKIN PSİKOLOJİSİ-ROJDA ÇELİK

SIGMUND FREUD VE AŞKIN PSİKOLOJİSİ Aşk şairlerin uydurmasıdır, demiştir Ursula K. Le Guin Malafrena adlı romanında. Peki, şairlerin anlam yüklemeleri sonucu mu aşk insan hayatında bu kadar değerli olmuştur, yoksa aşkın insan hayatında bu kadar değerli olması mı şairleri yazmaya yöneltmiştir. Bu soruların cevabını bilmemekle beraber gelin Freud’un “Aşkın Psikolojisi” kitabını inceleyerek bu konuya ışık tutmaya çalışalım. Freud denince hemen hemen herkesin aklına cinsellik gelir. Çünkü psikoloji ile ilişkili çoğu kavramı cinsellik temelinde açıklamıştır. Aşk kavramı da bunlara dâhildir.  Freud’un yaşadığı dönemde cinsellik, toplumun ahlaki değerlerinden dolayı baskıya maruz kalıyordu. Evlenmeden yaşanan cinsel birliktelikler hoş karşılanmıyor ve ayıplanıyordu. Cinsellikten açıkça söz etmek bile mümkün değildi. Bu durumun getirdiği cinsel eğitim yetersizliği hem erkek hem de kadının yaşantısında zorluklara neden oluyordu. Günümüzde de bu durumun geçerliliğini koruduğunu biliyoruz. Öze...

FETİŞİZM BOZUKLUĞU-HÜSEYİN GÜZEY

  FETİŞİZM BOZUKLUĞU Fetişizm bozukluğu; toplumsal, meslekî veya başka önemli alanlarda işlevselliğin anlamlı rahatsızlığına ve bozukluğuna neden olan düşlemler, cinsel dürtüler ve davranışlar olarak tanımlanır (Ventriglio, Bhat, Torales ve Bhugra, 2018). Bu düşlemler, cinsel dürtüler ve davranışlar kişinin normal yaşantısını sürdürmesinde önemli ölçüde engelleyici etki ve fonksiyonel çarpıklıklara sebep olur. Fetiş kelimesi, genel literatür incelendiğinde iki temel anlama sahiptir. Bu anlamlardan ilki ve asli olanı, kişilerin doğaüstü güçlere sahip olduğunu düşündüğü ve özel bir anlam atfettiği nesnedir. Bu nesneler, genellikle onu kutsal kabul eden kişiler üzerinde yönlendirici ve kısıtlayıcı bir etkiye sahiptir. Fetiş kelimesinin literatüre 1887 yılında Alfred Binet tarafından kazandırılan ikinci anlamı ise bir kişi üzerinde erotik düzeyde çekim oluşturan cansız nesne, genital olmayan vücut uzvu veya belirli bir biçimde düzenlenmiş ortamdır. Nitekim, ilk anlamına paralel olarak ...