Kayıtlar

Uzm. Dr. Alişan Burak Yaşar’la Afet Travması Üzerine Röportaj- ZEYNEP ŞEVVAL BÜYÜKİZGİ

Resim
Uzm. Dr. Alişan Burak Yaşar’la Afet Travması Üzerine Röportaj

+Öncelikle röportaj için teşekkür ederiz, kendinizi tanıtıp neden travma alanında çalışmayı seçtiğinizden bahseder misiniz?

-Öncelikle selamlar. Ben Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Psikiyatri Uzmanı Dr Alişan Burak Yaşar. Aynı zamanda Okan Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’nda misafir öğretim üyesi olarak ders anlatıyorum. Hâlihazırda Travma ve Afet Araştırmaları Derneği, EMDR Derneği ve Toplum Ruh Sağlığını Geliştirme derneklerinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyorum. Travma çalışması zor bir alandır elbette. Neden travma çalıştığımız konusu neden psikoloji ile ilgiliendiğimiz konusuna benzeyebilir belki .Hepimiz aslında her yaptığımızda kendimizi de tamir ediyoruz. Ek olarak asistanlığımın ilk yıllarında aldığım eğitim sırasında en çok acı çeken hastaların travma hastaları olduğunu, buna rağmen ruhsal sıkıntılarında en hızlı düzelmeyi de yine travma hastaları ile sağl…

TRAVMAYA DAİR BİR DERLEME- SEDA ULUDAĞ

Resim
TRAVMAYA DAİR BİR DERLEME
"Travma" kavramı, bireyin yaralanmış zihnini tanımlamak için kullanılır. (Kokurcan A., Özsan H., 2012) Travma sonrası stres bozukluğu ise önceden deneyimlenen, bireyde beklenmedik bir etki bırakan ve bireyin baş edemeyeceği ölçüde yoğun strese neden olan bir psikopatolojidir. "Travmatik deneyimlerde, benlik; üstesinden gelemeyeceği uyaranlarla karşı karşıya kalmış olur." (Hacıoğlu M. ve ark., 2002) TSSB'nin DSM'de bahsedilen üç belirtisi şu şekilde verilmiştir:

1)Yeniden yaşantılama
2)Küntleşme- Kaçınma
3)Aşırı Uyarılmışlık (APA 1994, alıntılayan; Hacıoğlu M., Aker T., Kutlar T., Yaman M., 2002 )

Travmatize olan birey, zihinsel kontrolünü sağlayamadığı için aşırı stres ve kaygı durumu yaşar. Travma sonrasında, travmatik durumu yeniden deneyimleme durumu ise TSSB'nin belirtilerindendir. (Hacıoğlu M. ve ark., 2002)
Janet ve Freud ayrı çalışmalarında ortak bir sonuca varmışlardır; travma esnasında duygusal tepkilerin bilinci et…

ANTWONE FISHER (2002) – FİLM ANALİZİ- ELİF NUR GÜRCAN

Resim
ANTWONE FISHER (2002) – FİLM ANALİZİ
Antwone Fisher, 2002 yılında vizyona giren ve yapımcılığını Denzel Washington’un üstlendiği ayrıca filmin yazarlığını Antwone Fisher’ın yaptığı bir biyografik drama filmi. 25 yaşında, Amerikan donanmasında asker olarak hayatını sürdüren Antwone, bizleri ilk sahnesinde çocukluğuyla ilgili gördüğü bir rüya ile karşılıyor. Daha sonrasında, asker arkadaşına uyguladığı şiddet sonucu psikiyatristle görüştürülmek zorunda bırakılıyor. Ki filmden anlayacağımız üzere, Antwone’ın donanmadaki arkadaşları psikolojik yardım almayı ayıp buluyor, Antwone’ın da başlarda tedaviye istekli davrandığı pek söylenemez. Psikiyatristiyle olan ilk görüşmesinde ailesinin olmadığını, kendisinin bir kayanın altından geldiğini aktarıyor. İlk izlenim olarak zaten Antwone’un zorlu bir hayat geçirdiği anlaşılabiliyor. Bu dediklerinin sonrasında, haftalarca seanslara gitse bile tek kelime etmiyor, yavaş yavaş psikiyatriste olan güvenini oluşturunca da konuşmaya başlıyor. Tedaviye …

NORMAL YAS VE TRAVMATİK YAS KAVRAMLARININ İNCELENMESİ- BEYZA BETÜL GÜLTEKİN

Resim
NORMAL YAS VE TRAVMATİK YAS KAVRAMLARININ İNCELENMESİ "Travma" kelimesinin kökenine indildiğinde Eski Yunanca’daki karşılığı “yara”dır. Tıp ve ruh bilim literatüründe travma kavramı farklı şekillerde ele alınır. Biz “ruhsal travma”nın tanımını inceleyelim:

(1)Kişi, gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır bir yaralanma ya da kendisinin veya başkalarının fizik bütünlüğüne bir tehdit olayını yaşamış, böyle bir olaya tanık olmuş ya da böyle bir olayla karşı karşıya gelmiştir: Travmatik olayların kişinin yaşamış olması gerekmiyor, sevdiği bir insanın başına gelmesi veya kişinin tanıklığı da ruhsal travma yaşamasına sebep olabilir. İnsanlar savaş, istismar, doğal afet, trafik kazası gibi travmatize edilebilecek olayları yaşayacaklarına  ihtimal vermezler ve yaşadıkları zaman hayatın gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kalırlar.

(2) Kişinin tepkileri arasında aşırı korku, çaresizlik ya da dehşete düşme vardır: Bedenimizin bütünlüğünü “kaç ya da savaş” mantığıyla korumaya çalışırız. …

PSİTHOTH 15. SAYISI "CİNSİYET PSİKOLOJİSİ" TEMASIYLA YAYINDA!- SEDA ULUDAĞ

Resim
PSİTHOTH 15. SAYISI "CİNSİYET PSİKOLOJİSİ" TEMASIYLA YAYINDA!


Adını bir mitoloji karakteri olan Thoth'tan alan Psithoth Sanal Dergimiz, 2019 Eylül sayısına "CİNSİYET PSİKOLOJİSİ" teması ile devam ediyor.

Türkiye'nin çeşitli yerlerinde okuyan psikoloji öğrencilerinin birleşerek yazı hayatlarına katkı sağladıkları bu sanal platform, arka planda birçok emeği barındırıyor.

Beklenen Eylül sayımız için kadın cinayetlerinin de sıkça gündeme geldiği bugünlerde cinsiyet eşitsizliğinin ve cinsiyete dair temel algıların psikoloji bilimiyle harmanlandığı bir tema ile karşınızdayız. Tüm okurlarımıza PSİTHOTH'LU keyifli okumalar diliyorum.



-PÖMYAP Yazı İşleri Koordinatörü ve PSİTHOTH Editörü SEDA ULUDAĞ-

BİYOLOJİK CİNSİYET TÜRÜNDE ÜRETİLEN TOPLUMSAL CİNSİYET NORMLARININ BİR TAHAKKÜM MEKANİZMASINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ- KÜRŞAT KEŞAN

Resim
BİYOLOJİK CİNSİYET TÜRÜNDE ÜRETİLEN TOPLUMSAL CİNSİYET NORMLARININ BİR TAHAKKÜM MEKANİZMASINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ


Biyolojik cinsiyet ve toplumsal cinsiyet… Belki de yaşamımızı, hayata merhaba dediğimiz ilk andan itibaren etkileyen iki kavram. Sanki ilk başta bir kapıdan içeri giriyoruz ve daha sonra bizlere burada ilerlemenin normları olduğu ima ediliyor eğer bu normlara uyum sağlamazsak toplumsal bir ikaz alabilme ihtimali ile karşı karşıyayız. Bu ikaz ileri düzeyde kişinin haklarını ihlal edecek noktalara da gelebiliyor. Aslında bizi çevreleyen dış bir çeper olduğu ve bizlerin de bu çeperin içinde güvende olacağımız söyleniyor. Öte yandan bu güvenliğe şart olarak, kurallar koşuluyor. Sonuç bu kısa hikaye bağlamında bir çok şeyin iki taraf ( toplum -birey) için de beklentiyi çok da karşılamadığı.
Ancak iki taraf içinde de bu beklentinin karşılanmamasının nedenleri farklı olabiliyor. Bazen karşılıklı birbirini suçlayanlar bazen ise kendi içinde bulunduğu sistemi sorgulayanlar oluyor. Galib…

BİREYLERİN TOPLUMSAL CİNSİYET ALGILARININ GELİŞMESİNDE AİLENİN ROLÜ- ZEYNEP ŞEVVAL BÜYÜKİZGİ

Resim
Bireylerin Toplumsal Cinsiyet Algılarının Gelişmesinde Ailenin Rolü Kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin acı şekilde gündemimize girdiği son günlerde toplumsal cinsiyet kavramını sık sık tartışır olduk. Pek çok akademisyen, toplumsal cinsiyetin kadına yönelik şiddet olgusuna etkisi olduğunu düşünüyor. Peki, nedir bu “toplumsal cinsiyet”?
Toplumsal cinsiyet kavramı, ilk defa 1955 yılında Money ve Hampson tarafından kaleme alınmış ve Johns Hopkins Hastanesi’nin bülteninde yayımlanan, hermafroditizm konulu bir makalede kullanılmış olup günümüzde altı doldurulmaya devam eden bir kavramdır. Cinsiyet gelişimini etkileyen biyolojik (nature) ve yetişmeye bağlı olan (nurture) etkenler vardır. Literatürde biyolojik cinsiyet, cinsiyet (sex) şeklinde tanımlanırken yetişmeye bağlı olan cinsiyet, toplumsal cinsiyet (gender) olarak geçer. Daha detaylı açıklamak gerekirse, bireylerin biyolojik olarak cinsiyet gelişimlerini belirleyen organlar (vajina, penis), hormonlar (östrojen, testo…