Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Muhammed Ali GOZEL etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

EVRİMSEL PSİKOLOJİNİN ARAŞTIRMA ALANI: ÖĞRENME- MUHAMMED ALİ GOZEL

EVRİMSEL PSİKOLOJİNİN ARAŞTIRMA ALANI: ÖĞRENME Evrimsel psikoloji, psikolojinin bir alt alanı olmaktan ziyade, genel olarak psikoloji hakkında farklı bir düşünme biçimidir. Geleneksel psikoloji oldukça canlı ve zengin bir alan olmakla beraber, “zihinsel desenleme”ye ilişkin olarak kapsayıcı bir kurama sahip olmaması bakımından sıklıkla eleştirilmektedir. Evrimsel psikolojik yaklaşım işte bu eksikliği giderme çabasında bir yaklaşımdır. Ek olarak, geleneksel psikolojinin algı, düşünme, öğrenme, motivasyon, sosyal davranış gibi alanlarında ortaya koyduğu sağlam bilgi birikimi evrimsel perspektiften ele alındığında daha anlamlı hale gelmektedir. Bazı eleştirmenlerin iddiasının aksine evrimsel psikoloji davranışın ortaya çıkmasında çevrenin rolünü yadsımaz. Çevrenin davranış üzerinde üç ayrı düzeyde vazgeçilmez bir etkisi vardır. Çevre ilk olarak evrimsel tarihte adaptasyonların oluşmasını sağlayan seçici faktördür. Aynı zamanda bireyin gelişim sürecinde adaptasyonun normal gelişimini sağla...

PSİKOLOJİNİN ALT DALLARI: NORÖPSİKOLOJİ, EĞİTİM, DENEYSEL VE BİLİŞSEL PSİKOLOJİ- MUHAMMED ALİ GOZEL

PSİKOLOJİNİN ALT DALLARI:  NORÖPSİKOLOJİ, EĞİTİM, DENEYSEL VE BİLİŞSEL PSİKOLOJİ NÖROPSİKOLOJİ Nöropsikoloji beyin ve davranış arasındaki ilişkiyi inceleme esasına dayanır. Beyin ve sinir sisteminin arasındaki bağın kişinin biliş ve davranışı üzerindeki etkiyi incelerken sinir bilim bakış açısından yaklaşır. Nörolog, beyinin yapı ve fonksiyonları ve bunların davranışlar ve bilişler üzerindeki etkisini inceler. Beyinde bir bozulma olduğunda zihinsel hastalıklara sebep olur. Nörolog bu bozulmaların nasıl olduğu ve nedenleri üzerine araştırma yaparken, zihinsel hastalıkların tedavisine açıklamalar getirir. Nöropsikolog, fiziksel beyin ve davranış arasındaki ilişkiyi anlamada uzmanlaşmış psikologdur. Beyin karmaşık bir yapıdır. Beyin ve sinir sistemi içindeki bozukluklar davranışları ve bilişsel işlevleri değiştirebilir. Rochester Üniversitesi Tıp Merkezine göre, bir nöropsikoloğun rolü, beyin yapılarının ve sistemlerinin davranış ve düşünmeyle nasıl bağlantılı olduğunu an...

BAKABİLİYORSAN GÖR. GÖREBİLİYORSAN, GÖZLE.- MUHAMMED ALİ GOZEL

BAKABİLİYORSAN GÖR.  GÖREBİLİYORSAN, GÖZLE. “Dışarı bakan hayal görür, içeriye bakansa uyanır,” der Jung. Dışarının “gerçeklik” addettiğimiz yüzünde, kulağımıza çalınan hayaller işlerken yalnızca bizimle can bulan iç dünyamızdan başka gerçekliğimiz yoktur aslında. Peki, bu dünyaya nasıl uyanabilirz? Portekizli yazar Jose Saramago’nun, insanın iç yüzüne dair gerçeklikleri en çıplak haliyle gözler önüne serdiği romanı, bu soruya verilen en şiirsel cevap belki de: Körlük. 1995’te kaleme alınan ve 1998 yılı Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi olan eser, yazarın en ünlü romanlarından biridir. Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan baskı Işık Ergüden’in Türkçesiyle güç ve yoğun dokulu bir metin başarılı bir çeviri örneğini oluşturur. Kitap Özeti Kırmızı ışıkta arabasıyla bekleyen bir adam beklenmedik bir anda kör olur.  Bu zor durumda ona yardım etmek istercesine yaklaşan kötü niyetli bir hırsız da bu beklenmeyen körlüğe yakalanır. Körlük ne ilginçtir ki bulaşıcı bir hal al...

SİGARA BAĞIMLILIĞI- MUHAMMED ALİ GOZEL

SİGARA BAĞIMLILIĞI Dünya genelinde ve ülkemizde başta sigara olmak üzere tütün ürünlerinin kullanılması ciddi hastalıklara ve ölümlere yol açmaktadır. Tütün kullanımının yol açtığı hastalıklar nedeni ile her altı saniyede bir insan ölmektedir. Bu sebeplere dayanarak, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tütün kullanımını en yaygın halk sağlığı sorunlarından biri olarak tanımlamaktadır. Tüm dünyada 15 yaş üstü nüfusun yaklaşık %45„inin, ülkemizde ise %43„nün sigara kullanıyor olması, sorunun özellikle gençlik çağında başlayan ve ileri yaşlarda da önemini sürdüren bir sorun olduğunu göstermektedir. Özellikle gençlerde tütün ürünleri kullanımı açısından riskli grupların tespit edilmesi ve tedavi stratejilerinin belirlenmesinde bunların göz önünde bulundurulması, sigara bağımlılığı ile mücadelede erken müdahale etmek için önem kazanmaktadır (1). Sigara Kullanımı ve Ruh Sağlığı Psikiyatri hastalarında sigara kullanımı ve madde bağımlılığının genel nüfusa göre daha çok görüldüğü b...

BESLENME VE YEME BOZUKLUĞU-Muhammed Ali GÖZEL

                     BESLENME VE YEME BOZUKLUĞU Yeme bozuklukları, bireyin kilosunu azaltmak ve/veya düşük vücut kilosunu idame ettirmek için normal olmayan beslenme düşüncelerine ve alışkanlıklarına sahip olmasıyla karakterize klinik durumdur. (Köksal, 2016) Beslenme bozuklukları yetersiz ve/veya orantısız karbonhidrat, protein, yağ alımına yol açmakla beraber vücutta yetersiz vitamin, mineral ve eser element alımına da yol açmaktadır. Beslenme bozukluğunun ilerleyen dönemlerinde ise ciddi depresyon, epilepsi, saç dökülmesi, kas kaybı, kemik kaybı, diş çürükleri, büyüme ve gelişme geriliği, anemi gibi daha ciddi hastalıklara yol açabilmektedir (Miller ve Golden, 2010). Tarih boyunca insanlar beslenme ve beslenmenin insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştırmışlardır. Kişinin ve toplumun beslenme durumunun değerlendirilmesi, değişik yaşlara ilişkin besin gereksinimlerinin saptanması, fizyolojik ve psikolojik özelliklere göre b...

STANFORD HAPİSHANE DENEYİ-MUHAMMED ALİ GOZEL

STANFORD HAPİSHANE DENEYİ Zimbardo Deneyi, diğer bir adıyla Stanford Hapishane Deneyi; psikoloji dünyasının en çok ses getiren, aynı zamanda en acımasız deneylerinden biri. Sosyal Psikolog Philip Zimbardo, insanların şiddete başvurma eğilimlerini ve ''iyi'' olarak nitelendirdiğimiz insanların nasıl ''şeytana'' dönüştüğünü merak edince unu araştırmak adına 1971 yılında Stanford Üniversitesinin laboratuvarına sahte bir hapishane kurmuş ve deney için hazırlıklara başlamış. 2 hafta sürecek bu deney için öncelikle 24 erkek denek bulundu. Deneklere bir hapishane deneyi olacağından bahsedildi ve bir miktar ücret verildi. Fakat bu deneyin iki ucu vardı: Gardiyanlar ve mahkumlar. Deneklerin bir kısmı gardiyan bir kısmı mahkum olarak ayrıldı. Zimbardo bu deneyin öylesine gerçeği yansıtmasını istiyordu ki işler gerçek hapishanede nasıl işliyorsa, sahte hapishanede de öyle işliyordu. Hatta mahkum rolündekiler gerçekten bir suç işlemiş gibi polisler tarafında...