Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Gizem Gözen etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU- GİZEM GÖZEN

  DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU  Dikkat eksikliği ve dürtüsellik birçok çeşitli klinik rahatsızlıkta görülebilmektedir. Örneğin, madde bağımlılığı, kumar ve anti sosyal davranışların hepsi yetişkinlikteki dürtüsellik ile ilişkilidir. Anksiyete veya depresyon da bireyin bazı konularda konsantre olmasında güçlük yaratabilir. Ayrıca, küçük çocukların aktif, enerjik ve dürtüsel (sonuçlarını düşünmeden hareket etme) ve çoğunlukla dikkatsiz (konsantre olmama) olması normal bir durumdur. Çoğu yetişkin insan bile yapacağı çok şey varken veya acele etmesi için çok fazla baskı varken odaklanmakta zorluk çekerler.  Bazı bireylerdeki aktivite düzeyi, dürtüleri kontrol etmekte zorluk veya dikkatsizlik o kadar aşırı seviyededir ki topluma ayak uyduramazlar. Dikkat eksikliği olan çocuklar/Hiperaktivite bozukluğu (DEHB), hareket etmeden oturamaz, sürekli kımıldar, dinlemesi gerekirken konuşur, sürekli birilerinin s...

BAĞLANMA TEORİSİ JOHN BOWLBY VE MARY AINSWORTH- GİZEM GÖZEN

  BAĞLANMA TEORİSİ John Bowlby ve Mary Ainsworth John Bowlby   Cambridge Üniversitesi’nden 1928 yılında mezun olduktan sonra uyumsuz çocuklarla çalışan bir okulda gönüllü olarak çalışmaya başladı. Bu okulda 2 tane çocukla olan deneyimi kariyerinin rotasını oluşturdu. Çocuklardan bir tanesi hırsızlık sebebiyle eski okuldan atılan ve anne figürüne hiç sahip olmamış, ilgisiz bir ergendi. Diğeri ise, 7-8 yaşlarında hep Bowlby’nin etrafında dolaşan, hatta, ‘Bowlby’nin gölgesi’ olan bilinen bir erkek çocuktu. Aynı zamanda, Bowlby İngiliz Psikanalitik Enstitüsü’nde eğitim almaktaydı ve burada Melanie Klein ile birlikte çalışmalar yürütmekteydi. Fakat, Bowlby’nin Klein’in fikirleri konusunda çekinceleri vardı. Bunun sebebi, Klein, çocukların duygusal problemlerinde dış dünyanın etkisinin neredeyse önemsiz olduğunu benimseyip, neredeyse tamamen bu problemleri agresif ve libidinal dürtüler arasındaki iç çatışmalardan ortaya çıkan fantezilere dayandırmaktaydı. Bowlby’nin denetiminde olan...

OBSESİF-KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUĞU- GİZEM GÖZEN

OBSESİF-KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUĞU Kişilik bozuklukları üç farklı gruba ve Obsesif—Kompulsif Kişilik Bozukluğu ‘C Küme (C Cluster) kişilik bozuklukları arasındadır. Aynı zamanda, bu küme içerisinde kaçıngan kişilik bozukluğu ve bağımlı kişilik bozukluğu yer alır. C kümesindeki kişilik bozukluklarının ortak ve C kümesini diğer kümelerden ayıran özelliği  anksiyete  ve  korkulu kişilik lere sahip olmalarıdır. Genel olarak ‘ kaygılı ’dırlar. Kişilik Bozukluğunun Diğer Psikolojik Hastalıklardan Farkı Nedir? Kişilik bozukluğu dendiğinde bu kişiler belirgin semptomlar segilemektense, uyumsuz ve değiştiremedikleri karakteristik özelliklere sahiptir. Kişilik bozukluğunu karakterize eden genel özelliklerden ikisi şudur: 1) Kronik kişilerarası zorluklar, 2) Kişinin kimliği ve benlik duygusuyla ilgili problemler. Bir kişinin kişilik bozukluğu teşhisi alabilmesi için kişinin sergilediği davranış örüntüsü  geçici olmamalı ; ta...

KENDİMİZE NAZİK OLMAK: ÖZ-ŞEFKAT-GİZEM GÖZEN

  KENDİMİZE NAZİK OLMAK: ÖZ-ŞEFKAT Herkesin etrafında çoğu zaman mutlu, kendiyle barışık veya olumlu olarak tanımladığı kişiler vardır. İçinizden “Ne kadarda mutlu biri! Pozitif enerji saçıyor resmen” demenize neden olan birileri… Bununla birlikte, çoğu zaman daha mutsuz, kendini suçlayan veya eleştirel olarak tanımladığınız tanıdıklarınızda olabilir. Peki, neden bazı kişiler kendilerine ve çevresine nazikken bazılarımızda daha eleştireldir? Budist felsefesine dayanan ‘öz-şefkat’, pozitif psikoloji alanında da büyük öneme sahiptir. Öz-şefkat, bir kişinin zorluklar karşısında kendine karşı nazik ve anlayışlı davranabilmesi, başarısızlıklarına karşı eleştirel olmadan yaklaşabilme ve hem olumlu hem de olumsuz deneyimlerinin yaşamın bir parçası olarak düşünebilme yeteneğidir.  Öz-Şefkat’in Bileşenleri Öz-şefkat beraberinde üç önemli özelliği de beraberinde getirir: Öz-nezaket (self-kindness), ortak insanlık (common humanity) ve farkındalık (mindfulness). Bu üç özellik hayata bakış...

İLİŞKİLERİN ÜÇÜNCÜ KİŞİSİ:SOSYAL MEDYA DİJİTALLEŞEN İLİŞKİLER-GİZEM GÖZEN

  İlişkilerin Üçüncü Kişisi: Sosyal Medya Dijitalleşen İlişkiler  Romantik ilişkilerimizde üçüncü bir etken meydana geldi, yani sosyal medya. Dijitalleşen dünyada ilişkiler de dijitalleşti ve birçok yeniliği de beraberinde getirdi. Kimisi için bu durum daha iyi, kimisi içinde daha kötü oldu. Fakat, hem magazinlerden, hem televizyon programlarından veya haberlerden gözlemlediğimiz üzere bu durum bazı ilişkileri güçlendirdi, bazılarını sarstı, bazılarının da bitmesine sebep oldu.    Sosyal medya platformları ile bir başkasıyla iletişime geçmemiz ve yeni insanlarla tanışmamız kolaylaştı. İlişkisi olanlar için ilişkiyi devam ettirmek, tartışmak veya ayrılmak dijital dünyaya uyum sağladı. Uzak mesafe ilişkisi olanlar içinse çok önemli bir iletişim aracı oldu. Hatta artık iki kişinin sevgili olduklarını sosyal medyada paylaştıkları fotoğrafla anladığımız, ya da tam tersi; bir ilişki bittiğinde fotoğrafların kalkmasıyla ayrıldıkları çıkarımını yaptığımız bir alan oldu. Daha...

DEMANS VE HAFİF BİLİŞSEL BOZUKLUK-GİZEM GÖZEN

  DEMANS VE HAFİF BİLİŞSEL BOZUKLUK          Unutkanlık şikayetleri, bilinen yerlerde kaybolma, not tutma ihtiyacı, kelimeleri hatırlayamama, aklında bir şeyleri tutmakta zorlanma, telefon numarasını akılda tutamama… Uzman psikologların testler yardımıyla inceleyip, muayene edip, teşhis koyabildiği nörobilişsel bozukluklara geldi sıra! Etrafınızda ve aile bireylerinde de görebileceğiniz bu bilişsel zayıflamayı bir çok yönden ele alacağız sizinle birlikte.   Yaşlı hastalar ve aileleri genelde klinisyenlere ‘ hafıza kaybı’ şikayeti yle geldiklerinde, uzman kişiler aslında bu durumun sadece hafıza kaybı değil, aynı zamanda birtakım bilişsel yeteneklere veya genel bilişsel gerilemeye dayalı olduğunu bilir. Ama tabi bazı bilişsel zayıflama zayıflamalar yaşlanma sebebiyle de gerçekleşir.              Klinisyenler, DSM-5 tanıları kullanarak demans (yeğin nörobilişsel bozukluk) ve hafif bilişsel bozukluk (hafif nörobilişsel b...