Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nasira Cansev BUKHARİ etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

SÜRTÜNMECİLİK BOZUKLUĞU VE SANAL SEKS BAĞIMLILIĞI-NASİRA CANSEV BUKHARİ

SÜRTÜNMECİLİK BOZUKLUĞU VE  SANAL SEKS BAĞIMLILIĞI Otobüste, metrobüste ya da konser gibi kalabalık yerlerde çoğu kadının kendisine rahatsız edici derecede yaklaşan bazı erkeklerin varlığından bahsettiğini belki filmlerden belki günlük hayattan duymuşuzdur. Çoğu zaman diğer kişinin farkında olmadığı bu durum bazı zamanlarda da ciddi problemlere, kavgalara, toplum tarafından uzaklaştırma ya da yasal işlemlere kadar gidebiliyor. Öbür kişi “Az önce ne oldu?”, “Bu adamdan şüpheleniyorum ama herhalde sapık değildir. Yine de uzaklaşayım.” gibi şeyler deyip düşünebilir. Ancak parafili sandığımızdan daha yaygındır. Dışarıdan “düzgün” ya da normal olarak görünebilirler. Önyargı oluşturacak spesifik bir görüntüleri yoktur. Cinsel davranışlar, normal cinsel birleşmenin dışında özellikler sergiler, hatta cinselliğin yöntemi olmasında gereksinim haline gelirse cinsel sapkınlık olarak değerlendirilir1. Örneğin partnerine ara sıra eldiven giydiren birisiyle, partneri eldiven giymeden onunla birli...

TÜRKİYE'DE KEKEMELİK VE SEBEPLERİ- NASİRA CANSEV BUKHARİ

TÜRKİYE'DE KEKEMELİK VE SEBEPLERİ Kekemeliğin tek ve kesin bir nedeni literatürde bulunmuyor. Nedenler arasında başta genetik, psikososyal stres, yetersiz özgüven, merkezi sinir sistemi bozuklukları ve ailenin ilk çocuğu olma gelir1. Yetişkinlerde genelde kafa travması sonrasında ortaya çıkar2. Çocuklukta 2-7 yaş arasında çoğunlukla erkeklerde görülür3. %39-86 oranla genetiktir; anne baba ve kardeşlerin %20 sinde kekemelik geçmişi görülmüştür4. Enbiyaoğlu (1976)’na göre kekeme çocukların yarısı ayrılık anksiyetesine yol açan olaylar yaşamış, örneğin; okula başlama, kardeşin doğması, anneden ayrılık ve ya ölümü. Aynı araştırmaya göre de %53’ünde aile ve hastaya göre kişi, çeşitli korkular yaşamıştır. Toplum içinde dalga geçilen bu durum genelde düşük özgüven izlenimi verir çünkü konuşma bir beceridir ve sosyal hayatta iyi konuşan insan yüksek özgüvenli bir kişilikle bağdaştırılır. Ancak çalışmalara göre de kekemelerde içe dönüklük, obsesyon ve sadistik eğilim de daha fazla görülmüşt...

KENDİMİZİ DAHA İYİ NASIL TANIRIZ: AŞK- NASİRA CANSEV BUKHARİ

KENDİMİZİ DAHA İYİ NASIL TANIRIZ: AŞK “We accept the love we think we deserve.”  (Hak ettiğimizi düşündüğümüz aşkı kabulleniriz.)  - Stephen Chbosky Bu sözün her şeyi özetlediğini düşünüyorum. Aşkın her yaşta ve her formda olabileceğini toplumsal bilince kabul ettirmeye başladığımız bu zamanlarda aslında bir şeylerin sadece bizler için var olduğunu anlamaya başladık. Çünkü başkalarının yargıları ve tutumları bizim kendimizi ve aşka bakış açımızı derinden etkileyebiliyor. Bu durumda gerçekte bizi neyin mutlu ettiğini fark ettiğimiz zaman hayatımızın odak noktası da başkaları değil bizim düşüncelerimiz oluyor. Tabii kendimizi ne kadar tanıdığımıza göre de bir seçim yapıyoruz. Normalde bir gün içinde hissettiğiniz bütün duygular hakkında, “Ben neden bunu hissediyorum ki?” diye düşünmezsiniz. Aşık olana kadar… Demek ki bize etkisi o kadar büyük. Ama tam olarak ne anlıyoruz? Araştırmacılar insanların kültürden kültüre değişkenlik gösterip çeşitli yapılarda olabildiği gibi aşkın da ...

BİLİNCİN EVRİMİ- NASİRA CANSEV BUKHARİ

BİLİNCİN EVRİMİ Bilinç, sadece psikolojinin değil felsefenin, tıbbın birçok alanın da soru işaretlerine sahip olduğu bir kavramdır. Psikoloji bir altının bir üstünün olduğunu iddaa eder, felsefe bizi biz yapan şeydir der ve insan doğasının derinlerine iner; tıp ise bunun beyindeki yerini arayıp insan hayat kalitesinin psikolojiden daha farklı olarak peşine düşer. Bu düşünceyle, insanlar bilincin nöral bağlantılarını aradılar ve bilinci anlamak için tam olarak nereye bakmalarını gerektiğini bilemediler. “Bilinç nöronları” mı vardı? Yoksa bu var olmayan bir kavram mıydı? “Sıcak bir ocağa dokununca parmaklarınızı hemen geri çekersiniz. Çünkü acının bilincine varmışsınızdır. Buradaki sorun şu: Parmağınızı geri çekmenize sebep olan şey bilinç değil. Burada bir dizi refleks işlemektedir. Bilinç, dersinizi almanızı sağlayan şeydir. Bir daha sıcak bir ocağa dokunmazsınız. Bilinç bir varlık değil, bir süreçtir. Hayvanlarda da bilinç var, ama insanlardaki daha üst düzeyde bir bilinç. Dahası, yap...

DUYGULARIN KULLANMA KILAVUZU- NASİRA CANSEV BUKHARİ

DUYGULARIN KULLANMA KILAVUZU Amerikalılar için sevgi/aşk neşe kaynağıyken, Çinliler için aşkın/sevginin olumsuz bir duygu (üzüntü kaynağı) olduğunu biliyor muydunuz? Çok şey bildiğimiz ancak bir o kadar da hiçbir şey bilmediğimiz bir konudur duygular. Zaten bir konuyu bilime döktüğümüzde sanki günlük kullanımı dışında bir manâsı olduğunu gördüğümüz zaman biraz sarsılırız. Ancak duyguların bir motivasyon kaynağı olduğunu ve bazen nasıl olup da bazı insanların duygularını kontrol edebildiğini, çeşitli durumlarda nasıl da farklı tepkiler verilebildiğini bilmeyiz. Duygu nedir diye sorarsak; kimisi için iç dünyanın zenginliği, kimisi için zayıflık, kimisi için de kafa karışıklığıdır. Öncelikle motivasyon psikolojisine göre ele alalım: Evrimsel olarak hayatta kalmamızı sağlayan ve hayatımızı zorlaştıran durumları anlamamıza, ona göre o şeye yaklaşıp uzaklaşma arasında muhakeme yapmamıza yardımcı olur. Motivasyon, genel sanılanın aksine birisinin bizi bir konuda ikna etmesi değildir, gelip...

AYURVEDA- NASİRA CANSEV BUKHARİ

AYURVEDA Can sıkıntısı ve karantinanın günlerinden merhaba Psithoth okuyucuları; bu sefer daha farklı bir konseptle, Ayurveda’yla ilgili yazıyorum. Psikolojiden farklı bir konuyla, önerebileceğim bir kitapla (Adı: Ayurveda – Ulli Allmendinger) karşınızdayım. Ancak bu konu bir kitap ismi olmasından çok dahası bir hayat tarzı. “5000 yıldan daha uzun geçmişe sahip olan, kökleri Hindistan’ın Vedik kültürüne dayanan ampirik bir tıp sistemidir.” Sağlık ve uzun yaşam bilimi olarak anılır ve aslında çok detaylı ve uzun bir konuya sahiptir. Ben sizlere oldukça özetleyici bir şekilde sunmaya çalışacağım. Ve bu karantina günlerinde belki de günlerimizi ve sistemimizi düzene sokabilmemiz için bir nebze fırsat olacaktır. Benim için yararlı olduğunu söyleyebilirim. Umarım sizin de hoşunuza gider; İngiliz istilasından önce Hindistan’da Ayurvedik okullar ve hastaneler yaygınmış ancak sonrasında Batı tıbbı gelmiş. Şimdi tekrar gün yüzüne çıkmaya başladı ve Batı’da populerleşmeye başladı. A...

ALIŞVERİŞ BAĞIMLILIĞI- NASİRA CANSEV BUKHARİ

ALIŞVERİŞ BAĞIMLILIĞI  Alışveriş bağımlılığı hakkında aslında toplumumuzdan çok komik hikayeler çıkabilir. Ancak altında bağımlılığı olan kişi için pek de komik olmayan duygular yatıyor. Yetersizlik, onaylanma ihtiyacı ve ya heyecan hissetme duyguları alışveriş anında beyindeki haz mekanizmasıyla ilişkilendiriliyor ve profesyonellerce bu davranış tıpkı kumar, yeme, seks ve tütün bağımlılığı dürtüleri gibi. Giderek artan borçlar, taksitlendirilen faturalar, kredi kartlarının varlığı sebebiyle ekonomik durum da gözetmiyor. Bu yüzden tedavisi esnasında kredi kartını o kişiden uzak tutmak ve bu davranışı yerine daha yararlı bir davranış koymak öneriliyor. (örn. Başkalarına yardım etmek, yemek pişirip dağıtmak) Bağımlılık, kişinin kendini kontrolü ve çocukluğu üzerinden ayrılabilir. Kişilik ya da yetiştirilme esnasında kontrol mekanizması düşük olan bir birey yetişkinliğinde daha fazla bağımlılığa meyilli oluyor. Ve ya çocuklukta anneyle güvenli bir ilişki kuramaya...

PİKA SENDROMU-Nasira Cansev BUKHARİ

PİKA SENDROMU Yeme bozukluğu dendiğinde aklınıza çok yemek, az yemek veya yediğini çıkarmak gibi örnekler geliyor olabilir. Ancak aralarından ilginç olan biri var: Pika Sendromu. Amerikan Psikoloji Derneği’ne göre Pika sendromu normalde yemek olmayan ürünleri yeme durumudur. Çocuklarda sık görülebilir ve yetişkinlerde görülmesi zeka geriliği anlamına gelebilir.  Tabii ki bir mental rahatsızlık bozukluğu ölçütü olan DSM-5'e göre sebepleri çok daha derinlere gidebilir. Ne kadar sıklıkla yediğiniz, neleri yediğiniz ve beraberinde görülen diğer davranışlar birçok anlam içerebilir. Ancak genellikle toprak, kil, kağıt, peçete, bazen cam yenildiği görülür. Kimilerinin sağlığını kilo kaybı, karın ağrısı, besin değerleri eksikliği yüzünden tehdit eder. Türk araştırmacılar, bir vaka çalışmasında bağırsak sorunu yaşayan genç kızın taş yediğini ve sendromunun aynı zamanda kompülsif bozuklukla alakalı olduğunu gördü  (Senol, Özdemir, Sahiner, & Özdemir, 2013). Başka bir Tür...

BİLİŞSEL UYUMSUZLUK DENEYİ-NASİRA CANSEV BUKHARİ

BİLİŞSEL UYUMSUZLUK DENEYİ İnsan beyninin yaratıcılığına ve güzelliğine ömrümüz boyunca okuyup tanık olduklarımızdan az çok ikna olmuşuzdur. Peki hayatımızı ve günlük davranışlarımızı etkileyen inançlarımızın nasıl oluştuğuna, çoğu zor durumda kendimizi nasıl ikna edebildiğimize dair bir kanıtımız var mı? Leon Festinger ve James Carlsmith bilişsel uyumsuzluk deneyinde bunu açıklamaya çalışıyor. Deneyde katılımcılar tek tek bir odaya alınıyor ve son derece sıkıcı görevleri tamamlıyorlar. Ancak bir diğer görevleriyse odadan çıktıklarında deneyin çok eğlenceli geçtiğini söylemek. Bir grup katılımcı bu yalanı söylemek için 1 dolar alırken diğer grup katılımcı 20 dolar alıyor. Ortaya ilginç bir sonuç çıkıyor. Sizce böyle sıradan görünen bir deneyin bize kazandırdıkları ne olabilir ve insanlar hakkında bilmediğimiz ne öğrenebiliriz? 1 doları okuyucuların kendini daha yakın hissetmesi için 1 liraya dönüştürebiliriz. Elinize metal para konuluyor ve yalan söylemeniz isteniyor. Şaşı...