Ana içeriğe atla

NARKOLEPSİYE GENEL BAKIŞ: TANIMI, İÇERİĞİ VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ - SEMA GÜNDOĞDU

    

NARKOLEPSİYE GENEL BAKIŞ: TANIMI, İÇERİĞİ ve TEDAVİ YÖNTEMLERİ


    Narkolepsi; seyrek görülen, tanısında güçlükler bulunan ve katapleksi ile, katapleksi olmayan ve herhangi bir tıbbi duruma bağlı olarak ortaya çıkan olmak üzere üç tipi bulunan bir uyku bozukluğudur. Bozukluğun yaygın dört belirtisi gündüz karşı konulamaz şekilde aşırı uyuma, katapleksi (düşmeye neden olan ani kas güçsüzlüğü), uykuya geçiş anında görülen hipnogojik halüsinasyonlar ve uyku felcidir.

    Tanı sırasında anamnez alındıktan sonra beyin-omurilik sıvısındaki hipokretin sıvısı ölçülür ve uykunun değerlendirilmesi adına polisomnografi denilen laboratuvar testleri yapılır. Polisomnografi, beyin aktivitesi ölçümü için EEG; kas hareketleri ölçümü için EMG ve solunum sensörleri gibi cihazların senkronize biçimde kullanımını içerir. Bu yöntem, genellikle gündüz uykululuğunu değerlendirmek adına yapılan çoklu uyku latans testi (MSLT) denilen bir yöntem ile birlikte uygulanır. Bu testte, kişiden gündüz dört kez yirmişer dakika uyuması istenir ve bu sırada polisomnografik inceleme yapılır. Eğer kişi testteki dört uykunun ikisinde beş dakika içinde uyumuşsa ve başlangıçta REM evresi görülmüşse narkolepsi tanısı koymak mümkündür. 

    Ancak özellikle katapleksiyle birlikte seyreden narkolepsi atakları epilepsi nöbetleriyle karıştırılabilmektedir. Buna karşın katapleksi bulunduran narkolepsi atağı geçiren kişi hemen uyandırılabilir ve postiktal konfüzyon (nöbet sonrası zihin karışıklığı) gözlenmez. Epilepside ise bilinç tümüyle kapanır ve ağır yüz yaralanmaları görülebilir. Ek olarak narkolepsinin klinik tanısı sırasında güçlükler bulunmasının bir diğer nedeni de komorbid olarak görülebilen duygudurum bozuklukları, şizofreni veya disosiyasyon gibi bozuklukların bazı belirtilerinin narkolepsi ile karıştırılabilmesidir.

    Son olarak narkolepsi tedavisinin hem ilaçlı hem ilaçsız opsiyonları bulunmaktadır. Farmakolojik olmayan tedavi sık ve kısa şekerlemeler ile uyku hijyeni gibi teknikleri içerirken; farmakolojik tedavide uyarıcılar ve modafinil karşı konulamaz uyku ataklarının önlenmesinde, SSRI ve SSAD gibi bazı antidepresanlar ise katapleksi ataklarının düzenlenmesinde kullanılır.

                                                                                                                                 Sema GÜNDOĞDU

 

Kaynaklar:

Özdemir, P. G., Aydın, A. ve Selvi, Y. (2013). Farklı klinik semptomlarla ortaya çıkan narkolepsi olguları. Klinik Psikiyatri Dergisi, 16(4), 244-248.


Yorumlar

POPÜLER YAZILAR

GERÇEKLE HAYALİN BİRBİRİNE GİRDİĞİ BİR FİLM: FRACTURED- DORUKHAN SAĞLAM

  GERÇEKLE HAYALİN BİRBİRİNE GİRDİĞİ BİR FİLM:  FRACTURED Beynimize ne kadar güvenebiliriz? Biz mi beynimizi yönetiriz yoksa o mu bizi yönetir? Zihnimiz gerçekleri bile saptırabilecek kadar güçlü müdür?  Fractured filmi boyunca işte tam da bu soruları soracaksınız kendinize. Zaman zaman ne olduğu konusunda karmaşaya düşebilir, ne olduğunu tam anlamlandıramayabilirsiniz. Kimi zaman ise tam her şeyin açıklandığını düşündüğünüzde bir sonraki sahne tüm fikirlerinizi altüst edebilir. Gizem, gerilim ve psikoloji konulu filmler ilginizi çekiyorsa bu film tam da size göre olacaktır. Film, evli bir çiftin yolculuğu ile başlamaktadır. Ray ve Joanne Monroe ufak kızları Peri ile birlikte seyahat ederken bir benzin istasyonunda mola verirler. Bu benzin istasyonunda mola verdikleri sırada kızları bir kaza geçirir. Peri inşaat alanının kenarında dururken bir köpek gelir, Ray köpeği korkutmak için taş atsa da köpek Peri’nin üzerine giderek onu korkutur ve korkarak geri kaçan Peri inşaat ...

FETİŞİZM BOZUKLUĞU-HÜSEYİN GÜZEY

  FETİŞİZM BOZUKLUĞU Fetişizm bozukluğu; toplumsal, meslekî veya başka önemli alanlarda işlevselliğin anlamlı rahatsızlığına ve bozukluğuna neden olan düşlemler, cinsel dürtüler ve davranışlar olarak tanımlanır (Ventriglio, Bhat, Torales ve Bhugra, 2018). Bu düşlemler, cinsel dürtüler ve davranışlar kişinin normal yaşantısını sürdürmesinde önemli ölçüde engelleyici etki ve fonksiyonel çarpıklıklara sebep olur. Fetiş kelimesi, genel literatür incelendiğinde iki temel anlama sahiptir. Bu anlamlardan ilki ve asli olanı, kişilerin doğaüstü güçlere sahip olduğunu düşündüğü ve özel bir anlam atfettiği nesnedir. Bu nesneler, genellikle onu kutsal kabul eden kişiler üzerinde yönlendirici ve kısıtlayıcı bir etkiye sahiptir. Fetiş kelimesinin literatüre 1887 yılında Alfred Binet tarafından kazandırılan ikinci anlamı ise bir kişi üzerinde erotik düzeyde çekim oluşturan cansız nesne, genital olmayan vücut uzvu veya belirli bir biçimde düzenlenmiş ortamdır. Nitekim, ilk anlamına paralel olarak ...

GOOD WİLL HUNTİNG(CAN DOSTUM)- ÖZGE CEYLAN

  GOOD WİLL HUNTİNG(CAN DOSTUM) Good Will Hunting  Türkçe ismi ile Can Dostum    Matt Damon  ve  Ben Affleck 'i n senaryosunu yazmış olduğu,   Robin Williams ’ın başrolünü oynadığı Oscar Ödülü almış bir filmdir.  Film de yer alan oyuncu Matt Damon ve Ben Affleck Hollywood Sinema dünyasında önemli bir noktaya gelmekle beraber Film ile En iyi Senaryo ödülünü almışlardır Bu ödül ile birlikte sinema yaşamının bir çok alanında yer almışlar ve performanslarını sergilemişlerdir. Geçmişten günümüze filmler ele alındığında psikoloji, eğitim gibi insan ve toplumu ele alan birbirinden farklı birçok alanda filmlerden yararlanmaktadır. Bu nedenle  psikoloji sahasında da kullanılmaktadır  Filmler baktığımız zaman bireyin yaşamını yansıtmak ile beraber kimi zaman kişilerin gerçek yaşam öyküsünden yararlanılarak oluşturulmaktadır.   Filmler alanda fazlasıyla kullanılmaya başlamaktadır şöyle ki sinema terapisi terapi içerisinde yardımcı bir ara...

İSTİFÇİLİK: Nesnenin İnsanı Yok Edişi- ZEHRA ŞENİZ GÜÇ

İSTİFÇİLİK:  Nesnenin İnsanı Yok Edişi Yüz yılı aşkın süredir bilinen, Türk Dil Kurumu'nun (TDK) tanımladığı anlamı ile istifleme kavramı düzgün bir biçimde üst üste yığmak, stok etmek anlamlarına gelmektedir. Belirti olarak da bir gün işe yarayabileceği düşüncesiyle bazı nesnelerin biriktirilmesiyle başlarken ruhsal hastalık olarak ele alındığında, istifleme bozukluğunda değeri olmayan ya da çok az değeri bulunan aşırı miktarda nesne toplama, onları biriktirme ve elden çıkaramama söz konusudur. Bolman ve Katz (1966) insanlardaki bu patolojik aşırı toplama ve biriktirme davranışını ''kompulsif istifleme'' olarak tanımlarken; Clark, Mankikar ve Gray (1975) ''syllogomania (sillogomani)'' şeklinde adlandırmıştır (Aktaran Bulut, Özdel ve Kısa, 2015). Ayrıca istifleme, Amerikan Psikiyatri Birliği'nin Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı'nın 5. basımından (DSM-V) önce obsesif kompulsif bozukluğun (OKB) tanı ölçütleri arasında b...