Ana içeriğe atla

SIGMUND FREUD VE AŞKIN PSİKOLOJİSİ-ROJDA ÇELİK


SIGMUND FREUD VE AŞKIN PSİKOLOJİSİ





Aşk şairlerin uydurmasıdır, demiştir Ursula K. Le Guin Malafrena adlı romanında. Peki, şairlerin anlam yüklemeleri sonucu mu aşk insan hayatında bu kadar değerli olmuştur, yoksa aşkın insan hayatında bu kadar değerli olması mı şairleri yazmaya yöneltmiştir. Bu soruların cevabını bilmemekle beraber gelin Freud’un “Aşkın Psikolojisi” kitabını inceleyerek bu konuya ışık tutmaya çalışalım.

Freud denince hemen hemen herkesin aklına cinsellik gelir. Çünkü psikoloji ile ilişkili çoğu kavramı cinsellik temelinde açıklamıştır. Aşk kavramı da bunlara dâhildir. 

Freud’un yaşadığı dönemde cinsellik, toplumun ahlaki değerlerinden dolayı baskıya maruz kalıyordu. Evlenmeden yaşanan cinsel birliktelikler hoş karşılanmıyor ve ayıplanıyordu. Cinsellikten açıkça söz etmek bile mümkün değildi. Bu durumun getirdiği cinsel eğitim yetersizliği hem erkek hem de kadının yaşantısında zorluklara neden oluyordu. Günümüzde de bu durumun geçerliliğini koruduğunu biliyoruz. Özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan toplumların cinsellik tabusunu uzun yıllar kıramayacağı su götürmez bir gerçek.

Freud’un nevrozların oluşması kuramına göre kısıtlanmalar, yasaklanmalar ve tatmin edilememiş isteklerin olduğu durumlarda ruhsal yapı olumsuz etkilenmektedir. Erişkinlikte yaşanan sorunların temelinde çocukluk yıllarındaki kısıtlanma ve yasaklanmaların olduğunu, bunun sonucunda tatmin edilememiş cinsel dürtülerin yanlış yerlere yöneldiğini psikanalitik çalışmaları ile göstermiştir Freud. En bilinen kavramlarından olan oidipus kompleksini bu çalışmalar sonucu ortaya atmıştır. Peki, bu kavramın aşk ile ilişkisi nedir?

Freud’a göre oidipus kompleksi yaşayan erkek çocuğu, annesinin babası ile cinsel birliktelik yaşamasını kıskanıp, annesinin cinselliğini fantezilerinde yaşatırsa ileride farklı sonuçlar ile karşı karşıya gelmesi kaçınılmaz olur. Eş seçiminde annesi ile benzerlik şartı arayacak olan bu kişiler, cinsel tatmine ulaşamayıp cinsel işlev bozukluklarına kadar varan olumsuzluklar yaşayabilmektedirler. Cinsel tatmini ancak aşağıladıkları, sevgi ve sadakat hissetmedikleri kadınlarla sağlamaktadırlar. Bu tipleri Freud şu cümleyle özetlemiştir: “Sevdikleri zaman arzulayamazlar, arzuladıkları zaman ise sevemezler”. 

Kadınların aşk nesnesi seçiminde ise babanın rolü büyüktür. Fallik dönemde babaya düşkünlüğü başlayan küçük kızlar, babadan istediği ilgiyi göremeyince hayal kırıklığına uğramaktadırlar. Hele erkek kardeşi varsa ve annesi tarafından ilgi görüyorsa bu durum penis kıskançlığını doğurmaktadır. Erkek kardeşi penisi olduğu için annesi tarafından ilgi görüyor ama kendisi penisi olmadığı için babası tarafından ilgi görmüyor, düşüncesine kapılmaktadır. Adler’in erkeksi protesto kavramının gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu bu durumda, kız çocukları çoğu zaman erkek gibi davranmaktadırlar. Zamanla kız çocuğunun cinsler arasındaki anatomik farkı algılaması, onu erkeklikten uzaklaştırarak, kadınlığın gelişimine yol açan yeni bir çizgiye girmeye zorlamaktadır. Penis arzusundan vazgeçer ve bunun yerine çocuk arzusunu koymaya başlar. Bu amaçla bundan böyle babasını sevgi nesnesi yapacak ve annesi ise kıskançlığının nesnesi olacaktır. Ensestin yasak olduğu bilgisini edinecek ve eş seçiminde baba şefkatini ön plana koyacaktır. Bu şekilde hem legal bir birliktelik yaşamayı hem de küçükken babasından göremediği ilgiyi ve şefkati eşinden görmeyi amaçlamaktadır. 

Sonuç olarak Freud’a göre de aşk şairlerin uydurmasıdır. Aşkın Psikolojisi bize bunu göstermektedir.

Teşekkürler,

Rojda ÇELİK



Yorumlar

POPÜLER YAZILAR

GERÇEKLE HAYALİN BİRBİRİNE GİRDİĞİ BİR FİLM: FRACTURED- DORUKHAN SAĞLAM

  GERÇEKLE HAYALİN BİRBİRİNE GİRDİĞİ BİR FİLM:  FRACTURED Beynimize ne kadar güvenebiliriz? Biz mi beynimizi yönetiriz yoksa o mu bizi yönetir? Zihnimiz gerçekleri bile saptırabilecek kadar güçlü müdür?  Fractured filmi boyunca işte tam da bu soruları soracaksınız kendinize. Zaman zaman ne olduğu konusunda karmaşaya düşebilir, ne olduğunu tam anlamlandıramayabilirsiniz. Kimi zaman ise tam her şeyin açıklandığını düşündüğünüzde bir sonraki sahne tüm fikirlerinizi altüst edebilir. Gizem, gerilim ve psikoloji konulu filmler ilginizi çekiyorsa bu film tam da size göre olacaktır. Film, evli bir çiftin yolculuğu ile başlamaktadır. Ray ve Joanne Monroe ufak kızları Peri ile birlikte seyahat ederken bir benzin istasyonunda mola verirler. Bu benzin istasyonunda mola verdikleri sırada kızları bir kaza geçirir. Peri inşaat alanının kenarında dururken bir köpek gelir, Ray köpeği korkutmak için taş atsa da köpek Peri’nin üzerine giderek onu korkutur ve korkarak geri kaçan Peri inşaat ...

GOOD WİLL HUNTİNG(CAN DOSTUM)- ÖZGE CEYLAN

  GOOD WİLL HUNTİNG(CAN DOSTUM) Good Will Hunting  Türkçe ismi ile Can Dostum    Matt Damon  ve  Ben Affleck 'i n senaryosunu yazmış olduğu,   Robin Williams ’ın başrolünü oynadığı Oscar Ödülü almış bir filmdir.  Film de yer alan oyuncu Matt Damon ve Ben Affleck Hollywood Sinema dünyasında önemli bir noktaya gelmekle beraber Film ile En iyi Senaryo ödülünü almışlardır Bu ödül ile birlikte sinema yaşamının bir çok alanında yer almışlar ve performanslarını sergilemişlerdir. Geçmişten günümüze filmler ele alındığında psikoloji, eğitim gibi insan ve toplumu ele alan birbirinden farklı birçok alanda filmlerden yararlanmaktadır. Bu nedenle  psikoloji sahasında da kullanılmaktadır  Filmler baktığımız zaman bireyin yaşamını yansıtmak ile beraber kimi zaman kişilerin gerçek yaşam öyküsünden yararlanılarak oluşturulmaktadır.   Filmler alanda fazlasıyla kullanılmaya başlamaktadır şöyle ki sinema terapisi terapi içerisinde yardımcı bir ara...

NÖROPSİKOLOJİDE ÇALIŞMA ALANLARI VE STAJ İMKANLARI- FATMA NUR ERGÜN

  NÖROPSİKOLOJİDE ÇALIŞMA ALANLARI VE STAJ İMKANLARI Merhaba sevgili okurlarımız. Uzuun bir aradan sonra tekrar sizlerle buluşmak beni çok heyecanlandırdı. İnşallah sizler de aynı heyecanla yazılarımızı okur ve beğenirsiniz. Gelelim bu sayımızın konusuna gerçi başlıktan anlamışsınızdır ama ben yine de söyleyeyim. Bu ay sizlere psikolojinin en genç alt alanlarından biri olan nöropsikolojiyi tanıtmaya çalışacağım. Nöropsikoloji beynimizin yapısı ve işlevleri ile davranışlarımız ve zihinsel süreçlerimiz arasındaki ilişkiyi inceler. Bu süreçler     dikkat, dil, yönetici işlevler, hafıza, praksis (öğrenilmiş motor aktiviteler), gnosis (beynin daha önceden öğrenilmiş olan bilgileri tanıyabilme yeteneği) ve karar verme yetisi gibi işlevleri kapsamaktadır (Aklınızı Keşfedin, 2020). Aynı zamanda Nöropsikoloji beynimizde oluşan bir deformasyonun bilişsel yeteneklerimiz ve davranışlarımız üzerindeki etkilerini saptamaya çalışan bir alt alandır. Nöropsikolojinin de kendi içinde deney...