Ana içeriğe atla

FREUD'LA BİR FİNCAN KAHVE- SEMİHA MELİSA ÜZMEZ

 

FREUD'LA BİR FİNCAN KAHVE


    Kendimizi kötü hissedip yalnız kalmak istediğimizde, canımız sıkıldığında, bilgiyle donanmak istediğimizde elimiz kitaba gider. Kitap okumak yeni kapılardan geçerek farklı diyarlara ulaşmaktır o diyarlarda kendimizi hissetmek ruhumuzu bütünleştirmektir. Yalnızlığı hissettiğimiz ruhumuzu dinlendirdiğimiz bu yaz tatilinde kitap okumak bizi biraz olsun dertlerimizden uzaklaştırarak hayallerimize yakınlaştırır. Bu dönemde kitap okumak yapılacak en güzel aktivitelerden biridir. Özellikle psikolojiye değmiş ilgisi olan ya da alanda olan okuyucularımız için psikolojiyle doğrudan etkisi olan bir kitap seçmek istedim.
Freud...Psikolojinin atası Kimdir?
    Asıl adı ile Sigmund Freud, psikolojinin en önemli alt dallarından olan psikanalizin kurucusudur. Avusturya doğumlu bir nörologdu. Psikanaliz, hasta ile psikanalist arasında gerçekleşen diyalog yoluyla psikopatolojik vakaları tedavi etmekte kullanılan klinik yöntemdir. Hastaların zihinsel süreçlerinin bilinç dışı unsurlarla bağlantılarını ortaya çıkarmaya çalışır. Freud’a göre bilinç dışına itimler yaşantıların kendileri değil, anıları üzerinde gerçekleşir. Ancak söz konusu istekler gerçeğe dönüştürüldüğünde daha doğrusu doyurulduğunda karşılaşacak üzüntü ve pişmanlık duygusundan kaçınılmaktadır. Freud cinselliği tanımlarken çocukluk süreçlerini dahil ettiği Oidipus Kompleksi kavramını psikanalizin merkezine yerleştirdi. Rüyaları arzu tatmin yeri kabul ederek hastaların semptom oluşumlarına ve bastırılmış duygularına dair bulguları rüyaları inceleyerek elde etti. Bu durumu temel aldığı bilinç dışı teorisinde id ego ve süperegoyu içeren yapı modelini ortaya koydu. Ölüm içgüdüsü, libido, psikoterapi, nevroz gibi birçok kavrama dokunarak psikoloji ve psikiyatride önemli bir yere sahip oldu.
PSİKANALİZ SOHBETLERİ
    Bu kitapta psikanalizin babası Freud sık sık uğrayıp kahvesini yudumlarken gazetesini okumayı sevdiği, Viyana’nın ünlü kafelerinden Cafe Landtmann’a yeni bir ziyarette bulunuyor.Freud, psikanalizi nasıl keşfettiğini anlatıyor, Jung’un ihanetinin hissettirdiklerinden açıkça bahsediyor. Nazilerden kaçışını hatırlıyor ve bir yandan da semptom oluşumuyla rüyaların yorumuna ilişkin teorilerini açıklıyor. Kitapta her bölüm içilen fincan sayısıyla bağdaştırılarak kısımlara ayrılmış.1.fincan kısmında Freud tekrar yaşama dönmüş olarak çok sevdiği kafesinde oturup gazetesini okurken gazateci olan yazarımızla tanışıyor ve olay orada başlıyor. Söyleyişi tadında Freud başlıyor hayatını doğumundan ölümüne kadar anlatmaya. Bu kısımda daha çok hayatı ve yaptığı çalışmalarda geçen anahtar kelimeler olan,”ego”, ”ödipal”,”kardeş rekabeti” ,”bilinçdışı suçluluk” kavramlarının anlamları ve hayatımızdaki yeri üzerinden bir konuşma gerçekleşiyor. Kitap sanki Freud ile siz konuşuyormuş gibi ilerliyor Freud bazen tatmin olmadığı cevap vermek istemediği soruları es geçerek rahatsız olduğunu belirten cümleler kuruyor bazen soruları çok beğeniyor ve daha ayrıntılı anlatıyor olayları. ”Freud, ’Bir puro bazen sadece bir purodur,’ demişti ancak Freud’un aslında bu kelimeleri hiç sarf etmediğini biliyor muydunuz? İşte bu muhteşem kitapla birlikte ortaya çıkan ilginç gerçeklerden biri. Bu kahve molası, son yüzyılların en etkileyici zihinlerinden birini anlamak için harika bir hediye.” Cinsel tezahürlerin ve ruhsal meselelerin çokça tartışıldığı günümüzde, Freud’un çalışmaları daha da önem kazanıyor. Freud’la Bir Fincan Kahve psikanalizin babasının yaşadığı ve eserlerini ürettiği bağlama, alanın uzmanları kadar Freud’un teorileriyle ilgilenen okurların da keyif alacağı bir girizgah niteliğinde.

Semiha Melisa Üzmez

Yorumlar

  1. İyi günler arkadaşlar, mesleğim doktorum. Çalışmalarıyla harika olan güçlü bir büyü tekeri olan Dr Ajayi ile karşılaşana kadar profesyonel geçmişim nedeniyle süper kültüre asla inanmadım. 12 yıllık evliliğimde sorun yaşıyordum, kocamın meslektaşıyla ilişkisi olduğunu öğrendiğimde onunla yüzleştim, bana tek söyleyebildiği, benden bıktığı için boşanmaya hazır olmam gerektiğiydi, bu gerçekten şaşırtıcıydı. çünkü iki gün sonra ondan bir boşanma kağıdı alıyorum, durması için yalvarıyorum ama çocuklarımızı nasıl etkileyeceğini bile düşünmeden garip davrandı, o zaman bir arkadaşımla sorunumu tartıştım ve bana nasıl olduğunu anlattı. benzer bir durumdaydı ama Dr Ajayi onun için evliliğini kurtaran bir aşk büyüsü yaptı, şüpheliydim ama gerçekten başarısız bir evlilik istemiyorum bu yüzden yardım için Dr ile iletişime geçtim, ona durumumu açıkladıktan sonra bana ne olduğu söylendi yapılacak ve bugün kocam yeniden benimle barış içinde ve bana karşı tüm kötü davranışlarını kesti. İlişkinizde bir sorun yaşıyorsanız, çözüm için son durağınız Dr Ajayi'dir. Whatsapp / Viber : +2347084887094 veya Email : drajayi1990@gmail.com adresinden iletişime geçebilirsiniz.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

POPÜLER YAZILAR

NÖROPSİKOLOJİ- Zeynep Şevval BÜYÜKİZGİ

NÖROPSİKOLOJİ Nöropsikoloji Nedir? Psikoloji bilimi, birçok alt dalı olan çok yönlü bir bilim dalıdır. Psikologlar “Örgütsel Psikoloji’den Sosyal Psikoloji’ye”, kendi ilgi ve uzmanlıklarına göre çeşitli alanlarda çalışma imkanına sahiptirler. Nöropsikoloji de bu alanlardan biridir ve alanın diğer alt dallarına göre daha interdisipliner bir yaklaşımla çalışmayı gerektirir. Genel bir tanım olarak nöropsikoloji, beynin yapı ve fonksiyonlarının belirli psikolojik olaylarla olan ilişkisini anlamayı hedefleyen bir psikoloji dalıdır ve psikiyatri, sinirbilim, nöroloji gibi bilim dallarıyla disiplinler arası bir çalışma sergilemektedir. Nöropsikologlar insan zihnini anlamaya çalışırken biyolojik verilerden faydalanırlar. Bunu yaparken sıkça hormonal verilerin ölçümlerinden ve beyin görüntülemelerinden destek alırlar. Beyin faaliyetlerini ölçen ve bu alanda karşımıza en çok çıkan cihazlar “EEG (Elektroensefalografi)” ve “fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme)”dır. EEG; be

YOU DİZİSİ PSİKOLOJİK ANALİZİ- MERVE CEREN ŞAFAK

YOU DİZİSİ PSİKOLOJİK ANALİZİ   Duygularımız nelere yol açar? Nasıl sonuçlar doğurur? Duygularımız, bedenimizi ve davranışlarımızı yönlendirebilir. Bazı bireyler duygularını ifade etmeyi yanlış bulur ya da çekinir. Oysa ki o duyguları benimsemeli, kabul etmeliyiz çünkü o duygular bizi biz yapanlardır. Onları hiçe saydıkça bedenimizde olan yerlerini hissetmedikçe daha büyük sorunlar yaşayabiliriz.  Peki bunların YOU dizisiyle ne alakası var? Dünya bu kadar zorlu bir yıldan geçerken bir çoğumuz evlerde yeni diziler izlemeye başladık bu dizilerden bir tanesi de YOU. Dizi birçok insanı etkisi altına aldı ve konusu ile oldukça dikkat çekti. You dizisinin ana karakteri olan Joe Glodberg saplantılı, takipçi bir kişiliği canlandırmakta ve sevdikleri için tüm değer ve yargıları ortadan kaldıran, ilişki dinamiklerini sarsan bir karakterdir. Dizinin bir diğer ana karakteri olan Beck ise yazar olmak isteyen ancak önünde birçok engel bulunan bir kadındır. Jou Glodberg, Beck ile tanıştıktan sonra on

NÖROPSİKOLOJİDE ÇALIŞMA ALANLARI VE STAJ İMKANLARI- FATMA NUR ERGÜN

  NÖROPSİKOLOJİDE ÇALIŞMA ALANLARI VE STAJ İMKANLARI Merhaba sevgili okurlarımız. Uzuun bir aradan sonra tekrar sizlerle buluşmak beni çok heyecanlandırdı. İnşallah sizler de aynı heyecanla yazılarımızı okur ve beğenirsiniz. Gelelim bu sayımızın konusuna gerçi başlıktan anlamışsınızdır ama ben yine de söyleyeyim. Bu ay sizlere psikolojinin en genç alt alanlarından biri olan nöropsikolojiyi tanıtmaya çalışacağım. Nöropsikoloji beynimizin yapısı ve işlevleri ile davranışlarımız ve zihinsel süreçlerimiz arasındaki ilişkiyi inceler. Bu süreçler     dikkat, dil, yönetici işlevler, hafıza, praksis (öğrenilmiş motor aktiviteler), gnosis (beynin daha önceden öğrenilmiş olan bilgileri tanıyabilme yeteneği) ve karar verme yetisi gibi işlevleri kapsamaktadır (Aklınızı Keşfedin, 2020). Aynı zamanda Nöropsikoloji beynimizde oluşan bir deformasyonun bilişsel yeteneklerimiz ve davranışlarımız üzerindeki etkilerini saptamaya çalışan bir alt alandır. Nöropsikolojinin de kendi içinde deneysel, bilişsel,

ÇAVDAR TARLASINDA ÇOCUKLAR- SEVİ SUNAR

                              ÇAVDAR TARLASINDA ÇOCUKLAR     Bu ayın eğlenceli teması için, Amerikalı yazar J. D. Salinger tarafından 1951 yılında yayımlanan Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı ele alacağız. Kitap ilk olarak “Gönülçelen” ismiyle çıksa da pek çok sansüre maruz kalarak bugünkü ismini almıştır. Ayrıca sansürlere rağmen, okullarda en çok okutulan kitaplar listesine girmeyi başararak genç kitlelerin severek okuduğu bir kitap haline gelmiştir. İncelemeye başlamadan önce yazmamda yardımcı olan sevgili dostiklerime teşekkürü bir borç bilir, bundan sonra okuyacaklarınızı mümkün olduğunca spoilerdan arındırmaya çalışsam da yine de bir miktar spoiler içereceğini ekleyerek keyifli okumalar dilerim. ^^  Yapıt, 17 yaşındaki kahramanımız Holden Cauldfield’in geç ergenlik döneminde yaşadığı buhranları bilinç akışı tekniği ile birinci ağızdan anlatır. Bu sebeple, Holden’ın hislerini ve psikolojik durumunu tahlil etmek pek de zor değildir. Holden, hızlıca değişen bir ruh haline sahiptir ve içe